IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Mimarlık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Mimarlık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈeɪ.tri.əm/
(noun) atrium, iç avlu, geniş hol
Örnek:
The ancient Roman house featured a beautiful atrium with a compluvium.
Antik Roma evi, compluvium'lu güzel bir atrium'a sahipti.
/vɑːlt/
(noun) kasa, mahzen, tonoz;
(verb) atlamak, sıçramak
Örnek:
The bank keeps its money in a secure vault.
Banka parasını güvenli bir kasada tutar.
/fəˈsɑːd/
(noun) cephe, dış görünüş, maske
Örnek:
The grand facade of the opera house was illuminated at night.
Opera binasının görkemli cephesi gece aydınlatıldı.
/ˈfɔɪ.ɚ/
(noun) fuaye, lobi, antre
Örnek:
We waited for them in the hotel foyer.
Onları otel fuayesinde bekledik.
/ˈɡeɪ.bəl/
(noun) çatı, üçgen duvar
Örnek:
The house had a distinctive triangular gable.
Evin belirgin bir üçgen çatısı vardı.
/ˈmet.sə.niːn/
(noun) asma kat, ara kat
Örnek:
The library has a beautiful mezzanine level with extra seating.
Kütüphanede ek oturma alanı olan güzel bir asma kat bulunmaktadır.
/ˈper.ə.pet/
(noun) siper, parapet
Örnek:
The castle had a stone parapet where archers could stand.
Kalede okçuların durabileceği taş bir siper vardı.
/ˈpɝː.ɡəl.ə/
(noun) pergola, çardak
Örnek:
The couple exchanged vows under a beautiful pergola adorned with roses.
Çift, güllerle süslenmiş güzel bir pergola altında yemin etti.
/ˈpɔːr.t̬ɪ.koʊ/
(noun) portiko, sütunlu giriş
Örnek:
The grand entrance of the museum featured a magnificent portico.
Müzenin görkemli girişi muhteşem bir portikoya sahipti.
/ˈves.tə.bjuːl/
(noun) antre, hol, giriş
Örnek:
She waited for him in the vestibule.
Onu antrede bekledi.
/vəˈræn.də/
(noun) veranda, balkon
Örnek:
We sat on the veranda, enjoying the evening breeze.
Verandada oturup akşam esintisinin tadını çıkardık.
/ˈæl.koʊv/
(noun) oyuk, niş
Örnek:
The bed was placed in a cozy alcove.
Yatak rahat bir oyuk içine yerleştirildi.
/nʊk/
(noun) köşe, girinti, sığınak
Örnek:
She found a cozy nook by the fireplace to read her book.
Kitabını okumak için şöminenin yanında rahat bir köşe buldu.