IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Çalışmak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Çalışmak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈɪn.deks/
(noun) dizin, indeks, endeks;
(verb) dizinlemek, indekslemek, endekslemek
Örnek:
Look up the topic in the index at the back of the book.
Konuyu kitabın sonundaki dizinden bulun.
/ˌbɪb.liˈɑː.ɡrə.fi/
(noun) kaynakça, bibliyografya, kitap bilimi
Örnek:
The student included a comprehensive bibliography at the end of her thesis.
Öğrenci tezinin sonuna kapsamlı bir kaynakça ekledi.
/prəˈpoʊ.zəl/
(noun) teklif, öneri, evlenme teklifi
Örnek:
The committee is reviewing the new budget proposal.
Komite yeni bütçe teklifini inceliyor.
/ˈfiːld.wɝːk/
(noun) saha çalışması, alan araştırması
Örnek:
Anthropologists often spend years doing fieldwork in remote communities.
Antropologlar genellikle uzak topluluklarda yıllarca saha çalışması yaparlar.
/haɪˈpɑː.θə.sɪs/
(noun) hipotez, varsayım
Örnek:
The scientist formed a hypothesis about the cause of the phenomenon.
Bilim adamı, fenomenin nedeni hakkında bir hipotez oluşturdu.
/ˌrep.ləˈkeɪ.ʃən/
(noun) kopyalama, çoğaltma, replikasyon
Örnek:
The experiment requires careful replication to ensure accuracy.
Deney, doğruluğu sağlamak için dikkatli kopyalama gerektirir.
/ˈper.ə.daɪm/
(noun) paradigma, örnek, model
Örnek:
The new software introduced a complete paradigm shift in how we manage data.
Yeni yazılım, veri yönetimi şeklimizde tam bir paradigma değişimi başlattı.
/ˈsɪn.θə.sɪs/
(noun) sentez, birleşim, harmanlama
Örnek:
The report provides a synthesis of the research findings.
Rapor, araştırma bulgularının bir sentezini sunmaktadır.
/ˌkɑːn.fə.den.ʃiˈæl.ə.t̬i/
(noun) gizlilik, sır
Örnek:
All patient records are treated with the utmost confidentiality.
Tüm hasta kayıtları azami gizlilikle ele alınır.
/saɪˈteɪ.ʃən/
(noun) alıntı, kaynakça, takdirname
Örnek:
The research paper included several citations from recent studies.
Araştırma makalesi, son çalışmalardan birkaç alıntı içeriyordu.
/ˈθiː.sɪs/
(noun) tez, önerme, doktora tezi
Örnek:
Her main thesis was that the economic crisis was caused by deregulation.
Ana tezi, ekonomik krizin deregülasyondan kaynaklandığıydı.
/ˌdɪs.ɚˈteɪ.ʃən/
(noun) tez, doktora tezi
Örnek:
She spent a year writing her doctoral dissertation.
Doktora tezini yazmak için bir yıl harcadı.
/ˌvɪv.ɪˈsek.ʃən/
(noun) viviseksiyon, canlı deneyi
Örnek:
Animal rights activists strongly oppose vivisection in medical laboratories.
Hayvan hakları savunucuları, tıbbi laboratuvarlardaki viviseksiyona (canlı deneyi) şiddetle karşı çıkıyor.
/ˌfɑːl.sə.fəˈkeɪ.ʃən/
(noun) sahtecilik, tahrifat, yanlışlama
Örnek:
The company was accused of falsification of financial records.
Şirket, mali kayıtları sahtecilikle suçlandı.
/ɪˈmuː.və.bəl/
(adjective) hareket ettirilemez, sabit, sarsılmaz
Örnek:
The heavy safe was immoveable even with three people pushing it.
Ağır kasa, üç kişi itmesine rağmen yerinden oynamıyordu.
/nʌl haɪˈpɑː.θə.sɪs/
(noun) sıfır hipotezi, yokluk hipotezi
Örnek:
The researcher failed to reject the null hypothesis.
Araştırmacı sıfır hipotezini reddedemedi.