Avatar of Vocabulary Set İstek ve Önerileriniz

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde İstek ve Önerileriniz Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'İstek ve Önerileriniz' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

inquire

/ɪnˈkwaɪr/

(verb) sormak, araştırmak, soruşturmak

Örnek:

I called the hotel to inquire about room availability.
Otel odalarının müsaitliğini sormak için aradım.

solicit

/səˈlɪs.ɪt/

(verb) istemek, talep etmek, dilemek

Örnek:

The organization is trying to solicit donations for the new community center.
Kuruluş, yeni toplum merkezi için bağış istemeye çalışıyor.

appeal

/əˈpiːl/

(verb) çağrı yapmak, çağrı, cazip gelmek;

(noun) çağrı, ricada bulunma, çekicilik

Örnek:

Police are appealing for witnesses to the accident.
Polis, kazanın tanıklarına çağrı yapıyor.

pray

/preɪ/

(verb) dua etmek, ummak, dilemek

Örnek:

She knelt down to pray for guidance.
Rehberlik için dua etmek üzere diz çöktü.

crave

/kreɪv/

(verb) can atmak, hasretini çekmek, aşermek

Örnek:

Many pregnant women crave strange foods like pickles and ice cream.
Pek çok hamile kadın turşu ve dondurma gibi garip yiyecekleri aşerir.

sue

/suː/

(verb) dava etmek, hukuki işlem başlatmak

Örnek:

He decided to sue the company for unfair dismissal.
Haksız yere işten çıkarıldığı için şirketi dava etmeye karar verdi.

implore

/ɪmˈplɔːr/

(verb) yalvarmak, rica etmek

Örnek:

She implored him to stay, but he had to leave.
Kalması için ona yalvardı ama gitmek zorundaydı.

entreat

/ɪnˈtriːt/

(verb) yalvarmak, istirham etmek

Örnek:

I entreat you to help me in this matter.
Bu konuda bana yardım etmeniz için size yalvarıyorum.

plead

/pliːd/

(verb) yalvarmak, rica etmek, savunmak

Örnek:

She pleaded with him to stay.
Kalması için ona yalvardı.

petition

/pəˈtɪʃ.ən/

(noun) dilekçe, başvuru;

(verb) dilekçe vermek, başvurmak

Örnek:

They collected signatures for a petition to save the local park.
Yerel parkı kurtarmak için bir dilekçe için imza topladılar.

importune

/ɪmˈpɔːr.tuːn/

(verb) ısrar etmek, rahatsız etmek, taciz etmek

Örnek:

He continued to importune her with requests for money.
Ona para talepleriyle ısrar etmeye devam etti.

call for

/kɔːl fɔːr/

(phrasal verb) talep etmek, gerektirmek, hak etmek

Örnek:

The opposition party called for the minister's resignation.
Muhalefet partisi bakanın istifasını talep etti.

requisition

/ˌrek.wəˈzɪʃ.ən/

(noun) talep, istek, resmi istek;

(verb) talep etmek, istemek, resmen istemek

Örnek:

The army issued a requisition for all available vehicles in the area.
Ordu, bölgedeki tüm mevcut araçlar için bir talep yayınladı.

urge

/ɝːdʒ/

(noun) istek, dürtü, arzu;

(verb) şiddetle tavsiye etmek, teşvik etmek, zorlamak

Örnek:

He felt a sudden urge to travel.
Aniden seyahat etme isteği duydu.

counsel

/ˈkaʊn.səl/

(noun) öğüt, tavsiye, avukat;

(verb) öğüt vermek, tavsiye etmek

Örnek:

He sought legal counsel before making a decision.
Karar vermeden önce hukuki danışmanlık aradı.

float

/floʊt/

(verb) yüzmek, batmamak, süzülmek;

(noun) şamandıra, yüzdürücü, platform

Örnek:

The boat began to float on the water.
Tekne su üzerinde yüzmeye başladı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren