IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Olumlu duygusal tepki Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Olumlu duygusal tepki' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈθrɪl.ɪŋ/
(adjective) heyecan verici, sürükleyici
Örnek:
It was a thrilling experience to see the band live.
Grubu canlı görmek heyecan verici bir deneyimdi.
/ˈkæp.tə.veɪ.t̬ɪŋ/
(adjective) büyüleyici, çekici, sürükleyici
Örnek:
Her performance was absolutely captivating.
Performansı kesinlikle büyüleyiciydi.
/ɪnˈɡeɪ.dʒɪŋ/
(adjective) çekici, cazip, ilgi çekici
Örnek:
She has a very engaging smile.
Çok çekici bir gülümsemesi var.
/ˈstɪm.jə.leɪ.t̬ɪŋ/
(adjective) uyarıcı, teşvik edici
Örnek:
The discussion was very stimulating and thought-provoking.
Tartışma çok uyarıcı ve düşündürücüydü.
/ʌpˈlɪf.tɪŋ/
(adjective) moral verici, ilham verici, yüceltici
Örnek:
The movie had a truly uplifting message.
Filmin gerçekten moral verici bir mesajı vardı.
/iˈlek.trə.faɪ.ɪŋ/
(adjective) heyecan verici, büyüleyici;
(verb) elektrikle donatmak, heyecanlandırmak
Örnek:
The atmosphere in the stadium was electrifying.
Stadyumdaki atmosfer heyecan vericiydi.
/ˈɡræt̬.ə.faɪ.ɪŋ/
(adjective) memnuniyet verici, tatmin edici
Örnek:
It was gratifying to see the project finally completed.
Projenin nihayet tamamlandığını görmek memnuniyet vericiydi.
/ˈhɑːrtˌwɔːr.mɪŋ/
(adjective) iç ısıtan, yürekleri ısıtan
Örnek:
It was a heartwarming story about a boy and his dog.
Bir çocuk ve köpeği hakkında iç ısıtan bir hikayeydi.
/ˈwʌn.drəs/
(adjective) harika, muhteşem, olağanüstü
Örnek:
The Grand Canyon is a truly wondrous sight.
Büyük Kanyon gerçekten harika bir manzara.
/ɪnˈvaɪ.t̬ɪŋ/
(adjective) davetkar, çekici
Örnek:
The warm fire looked very inviting on a cold evening.
Soğuk bir akşamda sıcak ateş çok davetkar görünüyordu.
/ˈraʊ.zɪŋ/
(adjective) heyecan verici, coşkulu
Örnek:
The politician gave a rousing speech to the crowd.
Politikacı kalabalığa heyecan verici bir konuşma yaptı.
/ɪnˈlaɪ.t̬ən.ɪŋ/
(adjective) aydınlatıcı, bilgilendirici, öğretici
Örnek:
The lecture was very enlightening, offering new perspectives on the topic.
Konferans çok aydınlatıcıydı, konuya yeni bakış açıları sundu.
/ˈkʌm.fɚ.t̬ɪŋ/
(adjective) teselli edici, huzur veren
Örnek:
Her presence was very comforting during the difficult time.
Zor zamanlarda onun varlığı çok teselli ediciydi.
/ɪnˈtriː.ɡɪŋ/
(adjective) ilgi çekici, büyüleyici
Örnek:
The plot of the novel was very intriguing.
Romanın konusu çok ilgi çekiciydi.