IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Dil ve Dilbilgisi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Dil ve Dilbilgisi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈret̬.ɚ.ɪk/
(noun) retorik, hitabet sanatı
Örnek:
His powerful rhetoric swayed the crowd.
Güçlü retoriği kalabalığı etkiledi.
/ˈsʌf.ɪks/
(suffix) ek, sonek
Örnek:
The suffix "-ing" is often used to form present participles.
“-ing” eki genellikle şimdiki zaman ortaçlarını oluşturmak için kullanılır.
/ˈpriː.fɪks/
(noun) ön ek;
(verb) ön eklemek
Örnek:
The word "unhappy" has the prefix "un-".
"unhappy" kelimesi "un-" ön ekine sahiptir.
/ˈhɑː.mə.nɪm/
(noun) eşsesli kelime, homonim
Örnek:
The words 'bear' (the animal) and 'bear' (to carry) are homonyms.
'Bear' (hayvan) ve 'bear' (taşımak) kelimeleri eşsesli kelimelerdir.
/ˈdʒɑːr.ɡən/
(noun) argo, jargon
Örnek:
The legal document was full of technical jargon.
Hukuki belge teknik argo doluydu.
/kəˈloʊ.kwi.ə.lɪ.zəm/
(noun) konuşma dili, argo
Örnek:
Using 'gonna' instead of 'going to' is a common colloquialism.
'Going to' yerine 'gonna' kullanmak yaygın bir konuşma dilidir.
/ˈpɑː.li.ɡlɑːt/
(noun) poliglot, çok dil bilen;
(adjective) poliglot, çok dilli
Örnek:
She is a true polyglot, fluent in five languages.
O gerçek bir poliglot, beş dilde akıcı konuşuyor.
/ˈæk.rə.nɪm/
/əˌbriː.viˈeɪ.ʃən/
(noun) kısaltma
Örnek:
''Dr.'' is the abbreviation for ''Doctor''.
''Dr.'' ''Doctor'' kelimesinin kısaltmasıdır.
/baɪˈlɪŋ.ɡwəl/
(adjective) iki dilli;
(noun) iki dilli kişi
Örnek:
She is bilingual in English and Spanish.
İngilizce ve İspanyolca iki dillidir.
/ˌmɑː.noʊˈlɪŋ.ɡwəl/
(adjective) tek dilli;
(noun) tek dilli kişi
Örnek:
The survey was conducted among monolingual English speakers.
Anket, tek dilli İngilizce konuşanlar arasında yapıldı.
/ˌmʌl.tiˈlɪŋ.ɡwəl/
(adjective) çok dilli;
(noun) çok dilli kişi
Örnek:
She is truly multilingual, fluent in English, Spanish, and French.
Gerçekten çok dilli, İngilizce, İspanyolca ve Fransızca'yı akıcı konuşuyor.
/ˈjuː.fə.mɪ.zəm/
(noun) örtmece, hüsnütabir
Örnek:
'Passed away' is a euphemism for 'died'.
'Vefat etti' kelimesi 'öldü' kelimesinin bir örtmecesidir.
/əˌlɪt̬.əˈreɪ.ʃən/
(noun) aliterasyon, ses yinelemesi
Örnek:
The poem used alliteration with the phrase 'slippery, slithering snake'.
Şiirde 'kaygan, sürünen yılan' ifadesiyle aliterasyon kullanıldı.
/ˈel.ə.kwəns/
(noun) hitabet, belagat
Örnek:
Her eloquence captivated the audience.
Hitabeti dinleyicileri büyüledi.
/dɪˈtɝː.mə.nɚ/
(noun) belirteç
Örnek:
In the sentence 'The cat sat on the mat,' 'the' is a determiner.
'Kedi halının üzerinde oturdu' cümlesinde 'the' bir belirteçtir.
/ˈsaɪn ˌlæŋ.ɡwɪdʒ/
(noun) işaret dili
Örnek:
She learned sign language to communicate with her deaf brother.
Sağır erkek kardeşiyle iletişim kurmak için işaret dili öğrendi.