Avatar of Vocabulary Set Popülerlik

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Popülerlik Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Popülerlik' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

habitual

/həˈbɪtʃ.u.əl/

(adjective) alışkanlık haline gelmiş, rutin

Örnek:

Smoking is a habitual practice for many people.
Sigara içmek birçok insan için alışkanlık haline gelmiş bir eylemdir.

customary

/ˈkʌs.tə.mer.i/

(adjective) geleneksel, alışılmış, olağan

Örnek:

It is customary to shake hands when meeting someone new.
Yeni biriyle tanışırken el sıkışmak gelenekseldir.

commonplace

/ˈkɑː.mən.pleɪs/

(adjective) yaygın, sıradan, olağan;

(noun) sıradanlık, klişe, basmakalıp söz

Örnek:

Such errors are commonplace.
Bu tür hatalar yaygındır.

widespread

/ˌwaɪdˈspred/

(adjective) yaygın, genel

Örnek:

The use of smartphones has become widespread.
Akıllı telefon kullanımı yaygın hale geldi.

routine

/ruːˈtiːn/

(noun) rutin, alışkanlık, alt program;

(adjective) rutin, olağan

Örnek:

My morning routine includes coffee and reading the news.
Sabah rutinim kahve ve haber okumayı içerir.

typical

/ˈtɪp.ɪ.kəl/

(adjective) tipik, karakteristik, olağan

Örnek:

It was a typical example of his generosity.
Bu, onun cömertliğinin tipik bir örneğiydi.

universal

/ˌjuː.nəˈvɝː.səl/

(adjective) evrensel, genel, genel geçer

Örnek:

The internet has become a universal tool for communication.
İnternet evrensel bir iletişim aracı haline geldi.

prevalent

/ˈprev.əl.ənt/

(adjective) yaygın, hakim, baskın

Örnek:

The disease is more prevalent among young children.
Hastalık küçük çocuklarda daha yaygındır.

frequent

/ˈfriː.kwənt/

(adjective) sık, sık sık olan;

(verb) sık sık ziyaret etmek, uğramak

Örnek:

Bus services are more frequent during peak hours.
Otobüs seferleri yoğun saatlerde daha sık olur.

traditional

/trəˈdɪʃ.ən.əl/

(adjective) geleneksel, klasik

Örnek:

The village still follows traditional customs.
Köy hala geleneksel adetleri takip ediyor.

plain

/pleɪn/

(adjective) sade, basit, açık;

(noun) ova, düzlük;

(adverb) açıkça, basitçe

Örnek:

She prefers plain clothes without any patterns.
Desenli olmayan sade kıyafetleri tercih ediyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren