Avatar of Vocabulary Set İnternet

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde İnternet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'İnternet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

the World Wide Web

/ðə ˌwɝːld waɪd ˈweb/

(noun) Dünya Çapında Ağ

Örnek:

Tim Berners-Lee is credited with inventing the World Wide Web.
Tim Berners-Lee, Dünya Çapında Ağ'ı icat etmesiyle tanınır.

modem

/ˈmoʊ.dəm/

(noun) modem

Örnek:

I need to restart my modem to fix the internet connection.
İnternet bağlantısını düzeltmek için modemimi yeniden başlatmam gerekiyor.

blog

/blɑːɡ/

(noun) blog;

(verb) blog yazmak

Örnek:

She writes a popular travel blog.
Popüler bir seyahat blogu yazıyor.

chat room

/ˈtʃæt ruːm/

(noun) sohbet odası, chat odası

Örnek:

She spends hours every day in a chat room, talking to people from all over the world.
Her gün saatlerce bir sohbet odasında, dünyanın her yerinden insanlarla konuşuyor.

website

/ˈweb.saɪt/

(noun) web sitesi, site

Örnek:

I found the information on their official website.
Bilgiyi resmi web sitelerinde buldum.

web page

/ˈweb peɪdʒ/

(noun) web sayfası, internet sayfası

Örnek:

I found the information I needed on that web page.
İhtiyacım olan bilgiyi o web sayfasında buldum.

network

/ˈnet.wɝːk/

(noun) ağ, şebeke, bilgisayar ağı;

(verb) ağa bağlamak, iletişim kurmak

Örnek:

The city has a complex network of roads.
Şehrin karmaşık bir yol ağı var.

Wifi

/ˈwaɪ.faɪ/

(noun) Wi-Fi, kablosuz internet

Örnek:

Is there free Wi-Fi available here?
Burada ücretsiz Wi-Fi var mı?

social media

/ˌsoʊ.ʃəl ˈmiː.di.ə/

(noun) sosyal medya

Örnek:

Many people get their news from social media platforms now.
Birçok kişi haberlerini artık sosyal medya platformlarından alıyor.

avatar

/ˈæv.ə.tɑːr/

(noun) avatar, sanal temsilci, enkarnasyon

Örnek:

Users can customize their avatar with different clothes and accessories.
Kullanıcılar avatarlarını farklı kıyafetler ve aksesuarlarla özelleştirebilirler.

vlog

/vlɑːɡ/

(noun) vlog, video blogu;

(verb) vlog çekmek, video blogu yapmak

Örnek:

She posts a daily vlog about her travels.
Seyahatleri hakkında günlük bir vlog yayınlıyor.

webinar

/ˈweb.ə.nɑːr/

(noun) webinar, çevrimiçi seminer

Örnek:

I attended a fascinating webinar on digital marketing strategies.
Dijital pazarlama stratejileri üzerine büyüleyici bir webinara katıldım.

hashtag

/ˈhæʃ.tæɡ/

(noun) etiket, hashtag;

(verb) etiketlemek, hashtaglemek

Örnek:

She used the hashtag #travel to categorize her vacation photos.
Tatil fotoğraflarını kategorize etmek için #seyahat etiketini kullandı.

email

/ˈiː.meɪl/

(noun) e-posta, elektronik posta;

(verb) e-posta göndermek, e-postalamak

Örnek:

I sent her an email with the details.
Ona detayları içeren bir e-posta gönderdim.

connect

/kəˈnekt/

(verb) bağlamak, birleştirmek, bağlantı kurmak

Örnek:

Can you connect these two wires?
Bu iki kabloyu bağlayabilir misin?

disconnect

/ˌdɪs.kəˈnekt/

(verb) bağlantısını kesmek, ayırmak, koparmak;

(noun) kesinti, kopukluk

Örnek:

Please disconnect the printer from the computer.
Lütfen yazıcıyı bilgisayardan ayırın.

browser

/ˈbraʊ.zɚ/

(noun) tarayıcı, otlayıcı (hayvan)

Örnek:

I use Google Chrome as my default web browser.
Varsayılan web tarayıcım olarak Google Chrome'u kullanıyorum.

download

/ˈdaʊn.loʊd/

(verb) indirmek;

(noun) indirme, indirilen dosya

Örnek:

I need to download the latest software update.
En son yazılım güncellemesini indirmem gerekiyor.

upload

/ʌpˈloʊd/

(verb) yüklemek, aktarmak;

(noun) yükleme, yüklenen dosya

Örnek:

I need to upload these photos to the cloud.
Bu fotoğrafları buluta yüklemem gerekiyor.

log in

/lɑːɡ ˈɪn/

(phrasal verb) giriş yapmak, oturumu açmak

Örnek:

Please log in to your account to continue.
Devam etmek için lütfen hesabınıza giriş yapın.

log off

/lɑːɡ ˈɔːf/

(phrasal verb) çıkış yapmak, oturumu kapatmak

Örnek:

Remember to log off before you leave the computer.
Bilgisayardan ayrılmadan önce çıkış yapmayı unutmayın.

search

/sɝːtʃ/

(verb) aramak, araştırmak;

(noun) arama, araştırma

Örnek:

I need to search for my lost keys.
Kayıp anahtarlarımı aramam gerekiyor.

update

/ʌpˈdeɪt/

(verb) güncellemek, yenilemek, bilgilendirmek;

(noun) güncelleme, yenileme, son bilgiler

Örnek:

We need to update our software to the latest version.
Yazılımımızı en son sürüme güncellememiz gerekiyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren