Avatar of Vocabulary Set Sanat

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Sanat Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Sanat' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

art

/ɑːrt/

(noun) sanat, beceri

Örnek:

She studied fine art at university.
Üniversitede güzel sanatlar okudu.

painting

/ˈpeɪn.t̬ɪŋ/

(noun) boyama, resim yapma, tablo

Örnek:

She enjoys painting landscapes.
Manzara resmi yapmaktan hoşlanır.

sculpture

/ˈskʌlp.tʃɚ/

(noun) heykel, heykel sanatı, yontu;

(verb) heykel yapmak, şekil vermek

Örnek:

He studied sculpture at art school.
Sanat okulunda heykel eğitimi aldı.

drawing

/ˈdrɑː.ɪŋ/

(noun) çizim, resim, resim yapma

Örnek:

She showed me a beautiful drawing of a landscape.
Bana güzel bir manzara çizimi gösterdi.

photography

/fəˈtɑː.ɡrə.fi/

(noun) fotoğrafçılık

Örnek:

She is studying photography at art school.
Sanat okulunda fotoğrafçılık okuyor.

pottery

/ˈpɑː.t̬ɚ.i/

(noun) çanak çömlek, seramik, çanak çömlekçilik

Örnek:

She collected antique pottery from various countries.
Çeşitli ülkelerden antika çanak çömlek topladı.

design

/dɪˈzaɪn/

(noun) tasarım, plan, tasarım sanatı;

(verb) tasarlamak, çizmek, amaçlamak

Örnek:

The architect presented the final design for the new building.
Mimar, yeni bina için son tasarımı sundu.

dance

/dæns/

(verb) dans etmek, titremek;

(noun) dans, balo

Örnek:

They love to dance all night long.
Bütün gece dans etmeyi severler.

ballet

/bælˈeɪ/

(noun) bale

Örnek:

She has been studying ballet since she was five years old.
Beş yaşından beri bale eğitimi alıyor.

drama

/ˈdræm.ə/

(noun) drama, oyun, heyecan

Örnek:

She loves watching historical dramas on TV.
Tarihi dramaları televizyonda izlemeyi sever.

performance

/pɚˈfɔːr.məns/

(noun) performans, icraat, gösteri

Örnek:

The performance of the new engine is impressive.
Yeni motorun performansı etkileyici.

exhibition

/ˌek.səˈbɪʃ.ən/

(noun) sergi, fuar, sergileme

Örnek:

The museum is hosting a new exhibition of ancient artifacts.
Müze, antik eserlerin yeni bir sergisini düzenliyor.

style

/staɪl/

(noun) tarz, stil, yöntem;

(verb) şekil vermek, tasarlamak, stil vermek

Örnek:

The new building has a modern style.
Yeni bina modern bir tarza sahip.

music

/ˈmjuː.zɪk/

(noun) müzik, nota, yazılı müzik

Örnek:

She loves listening to classical music.
Klasik müzik dinlemeyi sever.

literature

/ˈlɪt̬.ɚ.ə.tʃɚ/

(noun) edebiyat, yazın, doküman

Örnek:

She studies English literature at university.
Üniversitede İngiliz edebiyatı okuyor.

genre

/ˈʒɑːn.rə/

(noun) tür, kategori

Örnek:

My favorite music genre is classical.
En sevdiğim müzik türü klasiktir.

studio

/ˈstuː.di.oʊ/

(noun) stüdyo, atölye, yapım şirketi

Örnek:

The artist spent hours in her studio, painting her masterpiece.
Sanatçı, başyapıtını resmetmek için stüdyosunda saatler geçirdi.

audience

/ˈɑː.di.əns/

(noun) izleyici, dinleyici, okuyucu kitlesi

Örnek:

The band played to a large audience.
Grup büyük bir izleyici kitlesi önünde çaldı.

craft

/kræft/

(noun) zanaat, el sanatı, tekne;

(verb) işlemek, oluşturmak

Örnek:

She enjoys various forms of craft, such as knitting and pottery.
Örgü ve çömlekçilik gibi çeşitli zanaat türlerinden hoşlanır.

theater

/ˈθiː.ə.t̬ɚ/

(noun) tiyatro, sinema, sahne sanatları

Örnek:

We went to the theater to see a new play.
Yeni bir oyun izlemek için tiyatroya gittik.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren