Önemli Fiil Öbekleri İçinde "Make" içeren fiil öbekleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Önemli Fiil Öbekleri' içinde '"Make" içeren fiil öbekleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /meɪk duː wɪð/
(idiom) ile idare etmek, yetinmek
Örnek:
We didn't have any fresh milk, so we had to make do with powdered milk.
Taze sütümüz yoktu, bu yüzden süt tozuyla idare etmek zorunda kaldık.
/meɪk fɔːr/
Örnek:
After the meeting, she made for the exit to avoid the crowd.
/meɪk fʌn əv/
(idiom) dalga geçmek, alay etmek
Örnek:
The children started to make fun of his new haircut.
Çocuklar onun yeni saç kesimiyle dalga geçmeye başladı.
/meɪk ʌv/
(phrasal verb) hakkında düşünmek, anlam çıkarmak
Örnek:
What do you make of the new boss?
Yeni patron hakkında ne düşünüyorsun?
/meɪk ɔːf wɪð/
(phrasal verb) çalıp kaçmak, alıp götürmek
Örnek:
The thieves managed to make off with all the jewelry.
Hırsızlar tüm mücevherleri çalıp kaçmayı başardı.
/meɪk aʊt/
(phrasal verb) seçmek, anlamak, öpüşmek
Örnek:
I could just make out a figure in the distance.
Uzakta bir figürü zar zor seçebildim.
/ˈmeɪk ʌp/
(phrasal verb) uydurmak, icat etmek, barışmak;
(noun) makyaj, kozmetik
Örnek:
He tried to make up a story about why he was late.
Neden geç kaldığına dair bir hikaye uydurmaya çalıştı.
/meɪk ʌp wɪð/
(phrasal verb) barışmak, arasını düzeltmek
Örnek:
He finally decided to make up with his brother after years of not speaking.
Yıllarca konuşmadıktan sonra nihayet kardeşiyle barışmaya karar verdi.
/meɪk ʌp fɔr/
(phrasal verb) telafi etmek, karşılamak
Örnek:
I'll make up for lost time by working extra hours.
Fazla mesai yaparak kaybettiğim zamanı telafi edeceğim.