Önemli Fiil Öbekleri İçinde "Look" içeren fiil öbekleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Önemli Fiil Öbekleri' içinde '"Look" içeren fiil öbekleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /lʊk ˈæf.tər/
(phrasal verb) bakmak, ilgilenmek
Örnek:
Can you look after my cat while I'm on vacation?
Ben tatildeyken kedime bakabilir misin?
/lʊk əˈhɛd/
(phrasal verb) ileriye bakmak, geleceği planlamak, önüne bakmak
Örnek:
It's important to look ahead and set long-term goals.
İleriye bakmak ve uzun vadeli hedefler belirlemek önemlidir.
/lʊk bæk/
(phrasal verb) geriye dönüp bakmak, anımsamak, arkasına bakmak
Örnek:
When I look back on my childhood, I remember happy times.
Çocukluğuma dönüp baktığımda mutlu zamanları hatırlarım.
/lʊk daʊn ɑn/
(phrasal verb) küçümsemek, hor görmek
Örnek:
She tends to look down on people who haven't been to college.
Üniversiteye gitmemiş insanlara küçümseyerek bakar.
/lʊk fɔːr/
(phrasal verb) aramak, peşinde olmak, beklemek
Örnek:
I need to look for my keys; I can't find them anywhere.
Anahtarlarımı aramam gerekiyor; hiçbir yerde bulamıyorum.
/lʊk ˈfɔːrwərd tə/
(phrasal verb) dört gözle beklemek, sabırsızlanmak
Örnek:
I look forward to seeing you again.
Seni tekrar görmeyi dört gözle bekliyorum.
/lʊk ˈɪntuː/
(phrasal verb) araştırmak, incelemek
Örnek:
The police are going to look into the matter.
Polis olayı araştıracak.
/lʊk aʊt/
(phrasal verb) dikkat etmek, göz kulak olmak, ilgilenmek
Örnek:
Look out! There's a car coming!
Dikkat et! Araba geliyor!
/lʊk θruː/
(phrasal verb) gözden geçirmek, hızla okumak, aramak
Örnek:
I need to look through these documents before the meeting.
Toplantıdan önce bu belgeleri gözden geçirmem gerekiyor.
/lʊk ˈʌp/
(phrasal verb) aramak, bakmak, iyileşmek
Örnek:
I need to look up the meaning of this word in the dictionary.
Bu kelimenin anlamını sözlükten aramam gerekiyor.
/lʊk ʌp tuː/
(phrasal verb) hayranlık duymak, saygı duymak
Örnek:
Children often look up to their parents.
Çocuklar genellikle ebeveynlerine hayranlık duyar.