Önemli Fiil Öbekleri İçinde "Keep" fiilli deyimler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Önemli Fiil Öbekleri' içinde '"Keep" fiilli deyimler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kiːp daʊn/
(phrasal verb) düşük tutmak, bastırmak, engellemek
Örnek:
We need to keep down our expenses this month.
Bu ay masraflarımızı düşük tutmalıyız.
/kiːp ɑːn/
(phrasal verb) devam etmek, sürdürmek
Örnek:
She decided to keep on working despite the late hour.
Geç saate rağmen çalışmaya devam etmeye karar verdi.
/kiːp aʊt ʌv/
(phrasal verb) uzak durmak, karışmamak, uzak tutmak
Örnek:
I told him to keep out of my business.
Ona işime karışmamasını söyledim.
/kiːp əˈraʊnd/
(phrasal verb) yanında tutmak, yakınında bulundurmak
Örnek:
I think I'll keep this old coat around just in case.
Her ihtimale karşı bu eski paltoyu yanımda tutacağım.
/kiːp æt/
(phrasal verb) devam etmek, ısrar etmek
Örnek:
You have to keep at it if you want to master a new language.
Yeni bir dilde ustalaşmak istiyorsan devam etmelisin.
/kiːp əˈweɪ frʌm/
(phrasal verb) uzak durmak, yaklaşmamak
Örnek:
You should keep away from the edge of the cliff.
Uçurumun kenarından uzak durmalısın.
/kiːp bæk/
(phrasal verb) geri tutmak, uzak tutmak, tutmak
Örnek:
The police tried to keep back the crowd.
Polis kalabalığı geri tutmaya çalıştı.
/kiːp ɔːf/
(phrasal verb) uzak durmak, dokunmamak, kaçınmak
Örnek:
Please keep off the grass.
Lütfen çimlerden uzak durun.
/kiːp ˈʌp wɪθ/
(phrasal verb) ayak uydurmak, yetişmek, takip etmek
Örnek:
It's hard to keep up with all the new technology.
Tüm yeni teknolojilere ayak uydurmak zor.