8. Sınıf İçinde Ünite 10: İletişim Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'8. Sınıf' içinde 'Ünite 10: İletişim' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈbɑː.di ˌlæŋ.ɡwɪdʒ/
(noun) vücut dili
Örnek:
His body language showed he was nervous.
Vücut dili onun gergin olduğunu gösteriyordu.
/kəˈmjuː.nə.keɪt/
(verb) iletişim kurmak, aktarmak, bulaştırmak
Örnek:
They communicate primarily through email.
Başlıca e-posta yoluyla iletişim kurarlar.
/kəˌmjuːnɪˈkeɪʃn ˈtʃænl/
(noun) iletişim kanalı
Örnek:
Email is a common communication channel in modern workplaces.
E-posta, modern iş yerlerinde yaygın bir iletişim kanalıdır.
/ˈtʃæt ruːm/
(noun) sohbet odası, chat odası
Örnek:
She spends hours every day in a chat room, talking to people from all over the world.
Her gün saatlerce bir sohbet odasında, dünyanın her yerinden insanlarla konuşuyor.
/ˌfeɪs.təˈfeɪs/
(adjective) yüz yüze, doğrudan;
(adverb) yüz yüze, doğrudan
Örnek:
They had a face-to-face meeting to discuss the project.
Projeyi görüşmek için yüz yüze bir toplantı yaptılar.
/ˌɪn.t̬ɚˈækt/
(verb) etkileşimde bulunmak, karşılıklı etki etmek
Örnek:
The two chemicals interact to form a new compound.
İki kimyasal yeni bir bileşik oluşturmak için etkileşime girer.
/ˈmes.ɪdʒ ˌbɔːrd/
(noun) mesaj panosu, forum
Örnek:
I found the answer to my question on a specialized message board.
Soruma cevabı özel bir mesaj panosunda buldum.
/ˌmʌl.tiˈmiː.di.ə/
(adjective) multimedya;
(noun) multimedya
Örnek:
The presentation included multimedia elements like videos and interactive graphics.
Sunum, videolar ve etkileşimli grafikler gibi multimedya öğeleri içeriyordu.
/ˈnet̬.ɪ.ket/
(noun) netiket, internet görgü kuralları
Örnek:
Always follow proper netiquette when posting in online forums.
Çevrimiçi forumlarda gönderi paylaşırken her zaman doğru netiket kurallarına uyun.
/ˈsmɑːrt.foʊn/
(noun) akıllı telefon
Örnek:
She uses her smartphone for everything, from checking emails to navigating.
E-postaları kontrol etmekten navigasyona kadar her şey için akıllı telefonunu kullanıyor.
/ˈsneɪl meɪl/
(noun) normal posta, salyangoz postası
Örnek:
I sent the documents via snail mail, so they might take a few days to arrive.
Belgeleri normal posta ile gönderdim, bu yüzden ulaşmaları birkaç gün sürebilir.
/ˌsoʊ.ʃəl ˈmiː.di.ə/
(noun) sosyal medya
Örnek:
Many people get their news from social media platforms now.
Birçok kişi haberlerini artık sosyal medya platformlarından alıyor.
/təˈlep.ə.θi/
(noun) telepati
Örnek:
She claimed to have experienced telepathy with her twin sister.
İkiz kız kardeşiyle telepati yaşadığını iddia etti.
/tekst/
(noun) metin, yazılı eser, mesaj;
(verb) mesaj atmak, SMS göndermek
Örnek:
The original text of the novel was much longer.
Romanın orijinal metni çok daha uzundu.
/ˈvɪd.i.oʊ ˌkɑːn.fər.əns/
(noun) video konferans
Örnek:
We held a video conference with our team in London.
Londra'daki ekibimizle bir video konferans düzenledik.