Avatar of Vocabulary Set Ünite 1: Hobilerim

7. Sınıf İçinde Ünite 1: Hobilerim Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'7. Sınıf' içinde 'Ünite 1: Hobilerim' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

a piece of cake

/ə piːs əv keɪk/

(idiom) çok kolay, çocuk oyuncağı

Örnek:

The exam was a piece of cake; I finished it in half the time.
Sınav çok kolaydı; yarım sürede bitirdim.

birdwatching

/ˈbɝːdˌwɑː.tʃɪŋ/

(noun) kuş gözlemciliği

Örnek:

My grandfather enjoys birdwatching every morning in the park.
Dedem her sabah parkta kuş gözlemciliği yapmaktan hoşlanır.

board game

/ˈbɔːrd ˌɡeɪm/

(noun) masa oyunu

Örnek:

We spent the evening playing a board game.
Akşamı bir masa oyunu oynayarak geçirdik.

carve

/kɑːrv/

(verb) oymak, işlemek, dilimlemek

Örnek:

He decided to carve a bird out of the block of wood.
Ahşap bloktan bir kuş oymaya karar verdi.

collage

/ˈkɑː.lɑːʒ/

(noun) kolaj, karışım, derleme

Örnek:

She created a beautiful collage of family photos.
Aile fotoğraflarından güzel bir kolaj oluşturdu.

eggshell

/ˈeɡ.ʃel/

(noun) yumurta kabuğu;

(adjective) yumurta kabuğu rengi, krem beyazı

Örnek:

Be careful not to get any eggshell in the batter.
Hamura yumurta kabuğu kaçmamasına dikkat et.

fragile

/ˈfrædʒ.əl/

(adjective) kırılgan, hassas, narin

Örnek:

The antique vase is very fragile, so handle it with care.
Antika vazo çok kırılgandır, bu yüzden dikkatli kullanın.

gardening

/ˈɡɑːr.dən.ɪŋ/

(noun) bahçe işleri, bahçıvanlık

Örnek:

She enjoys gardening on weekends.
Hafta sonları bahçe işleriyle uğraşmaktan hoşlanır.

horse riding

/ˈhɔːrs ˌraɪ.dɪŋ/

(noun) binicilik, at binme

Örnek:

She enjoys horse riding in the countryside.
Kırsalda ata binmekten hoşlanır.

ice skating

/ˈaɪs ˌskeɪ.tɪŋ/

(noun) buz pateni

Örnek:

We went ice skating at the outdoor rink.
Açık hava buz pistinde buz pateni yaptık.

melody

/ˈmel.ə.di/

(noun) melodi, ezgi

Örnek:

The song has a beautiful melody.
Şarkının güzel bir melodisi var.

monopoly

/məˈnɑː.pəl.i/

(noun) tekel, Monopoly, Monopoly masa oyunu

Örnek:

The company has a virtual monopoly on the market.
Şirketin piyasada sanal bir tekeli var.

share

/ʃer/

(noun) pay, hisse;

(verb) paylaşmak, bildirmek

Örnek:

Everyone received an equal share of the profits.
Herkes kardan eşit pay aldı.

skating

/ˈskeɪ.t̬ɪŋ/

(noun) paten, kaykay;

(verb) paten yapan, kayan

Örnek:

She loves ice skating in the winter.
Kışın buz pateni yapmayı sever.

strange

/streɪndʒ/

(adjective) garip, tuhaf, yabancı

Örnek:

It's strange that he hasn't called yet.
Henüz aramamış olması garip.

surfing

/ˈsɝːfɪŋ/

(noun) sörf, dalga sörfü, gezinmek;

(verb) sörf yapan, gezinmekte olan

Örnek:

He loves surfing every weekend at the beach.
Her hafta sonu plajda sörf yapmayı sever.

unique

/juːˈniːk/

(adjective) benzersiz, eşsiz, olağanüstü

Örnek:

Each person's fingerprints are unique.
Her insanın parmak izleri benzersizdir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren