Avatar of Vocabulary Set Ünite 15: Giyim Mağazasında

2. Sınıf İçinde Ünite 15: Giyim Mağazasında Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'2. Sınıf' içinde 'Ünite 15: Giyim Mağazasında' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

shop

/ʃɑːp/

(noun) dükkan, mağaza, atölye;

(verb) alışveriş yapmak, satın almak, ihbar etmek

Örnek:

I need to go to the grocery shop.
Bakkal dükkanına gitmem gerekiyor.

shirt

/ʃɝːt/

(noun) gömlek, tişört

Örnek:

He wore a blue shirt to the office.
Ofise mavi bir gömlek giydi.

shorts

/ʃɔːrts/

(plural noun) şort

Örnek:

He wore a T-shirt and shorts to the beach.
Plaja tişört ve şort giydi.

shoe

/ʃuː/

(noun) ayakkabı;

(verb) nalbantlamak

Örnek:

She bought a new pair of shoes for the party.
Parti için yeni bir çift ayakkabı aldı.

here

/hɪr/

(adverb) burada, buraya, buyurun;

(exclamation) al, buyur

Örnek:

Come here and sit down.
Buraya gel ve otur.

there

/ðer/

(adverb) orada, oraya, var;

(pronoun) orada, o yer;

(interjection) var, işte

Örnek:

The book is over there on the shelf.
Kitap orada rafta.

blue

/bluː/

(adjective) mavi, hüzünlü, depresif;

(noun) mavi, hüzün, depresyon

Örnek:

The sky was a clear blue.
Gökyüzü berrak maviydi.

red

/red/

(adjective) kırmızı, kızarmış;

(noun) kırmızı, kırmızı renk

Örnek:

The stop sign was bright red.
Dur işareti parlak kırmızıydı.

black

/blæk/

(adjective) siyah, Afrikalı, kötü;

(noun) siyah, Afrika kökenli kişi;

(verb) karartmak, siyahlaştırmak

Örnek:

She wore a simple black dress to the party.
Partiye sade bir siyah elbise giydi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren