'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde Ödeme, Değerlendirme veya Kontrol Etme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'Ödeme, Değerlendirme veya Kontrol Etme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /baɪ ʌp/
(phrasal verb) satın almak, toplamak
Örnek:
The company plans to buy up all the available land in the area.
Şirket, bölgedeki tüm mevcut arazileri satın almayı planlıyor.
/kæʃ ʌp/
(phrasal verb) kasayı kapatmak, hesapları tutmak
Örnek:
It's time to cash up and close the store.
Kasayı kapatma ve dükkanı kapama zamanı.
/tʃek ʌp ɑn/
(phrasal verb) kontrol etmek, denetlemek
Örnek:
I need to check up on the kids to make sure they're doing their homework.
Çocukların ödevlerini yapıp yapmadıklarını kontrol etmem gerekiyor.
/peɪ ʌp/
(phrasal verb) ödemek, borcunu kapatmak
Örnek:
It's time to pay up what you owe.
Borcunu ödemenin zamanı geldi.
/sel ʌp/
(phrasal verb) her şeyi satmak, işini satmak
Örnek:
They decided to sell up and move to the countryside.
Her şeyi satıp kırsala taşınmaya karar verdiler.
/ˈset.l ʌp/
(phrasal verb) hesaplaşmak, ödemek
Örnek:
Let's settle up before we leave the restaurant.
Restorandan ayrılmadan önce hesabı ödeyelim.
/saɪz ʌp/
(phrasal verb) değerlendirmek, tartmak
Örnek:
He tried to size up his opponent before the match.
Maçtan önce rakibini değerlendirmeye çalıştı.
/stʌmp ʌp/
(phrasal verb) ödemek, parayı çıkarmak
Örnek:
The company had to stump up a large sum to avoid bankruptcy.
Şirket iflastan kaçınmak için büyük bir meblağ ödemek zorunda kaldı.
/weɪ ʌp/
(phrasal verb) tartmak, değerlendirmek, kanaat oluşturmak
Örnek:
You need to weigh up the pros and cons before making a choice.
Bir karar vermeden önce artıları ve eksileri tartmalısın.