Avatar of Vocabulary Set Taşıma veya Konumlandırma

'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde Taşıma veya Konumlandırma Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'Taşıma veya Konumlandırma' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

come up

/kʌm ʌp/

(phrasal verb) gündeme gelmek, ortaya çıkmak, gelmek

Örnek:

The issue of funding will come up at the next meeting.
Finansman konusu bir sonraki toplantıda gündeme gelecek.

creep up on

/kriːp ʌp ɑːn/

(phrasal verb) sessizce yaklaşmak, sinsice yaklaşmak

Örnek:

The cat tried to creep up on the bird.
Kedi kuşa sessizce yaklaşmaya çalıştı.

curl up

/kɜːrl ˈʌp/

(phrasal verb) kıvrılmak, büzülmek, bükülmek

Örnek:

She likes to curl up on the sofa with a good book.
İyi bir kitapla kanepede kıvrılmayı sever.

fold-up

/ˈfoʊld.ʌp/

(adjective) katlanır, katlanabilir

Örnek:

We bought a fold-up table for the picnic.
Piknik için katlanır bir masa aldık.

get up

/ɡet ˈʌp/

(phrasal verb) kalkmak, uyanmak, ayağa kalkmak

Örnek:

I usually get up at 7 AM on weekdays.
Hafta içi genellikle sabah 7'de kalkarım.

hole up

/hoʊl ʌp/

(phrasal verb) saklanmak, sığınmak

Örnek:

The fugitives decided to hole up in an abandoned cabin in the woods.
Kaçaklar ormandaki terk edilmiş bir kulübede saklanmaya karar verdiler.

put up

/pʊt ʌp/

(phrasal verb) kurmak, inşa etmek, dikmek

Örnek:

They decided to put up a new fence around the garden.
Bahçenin etrafına yeni bir çit kurmaya karar verdiler.

roll up

/roʊl ˈʌp/

(phrasal verb) gelmek, çıkagelmek, sarmak

Örnek:

He just rolled up to the party an hour late.
Partiye bir saat geç geldi.

show up

/ʃoʊ ʌp/

(phrasal verb) ortaya çıkmak, gelmek, gölgede bırakmak

Örnek:

He didn't show up for the meeting.
Toplantıya gelmedi.

sit-up

/ˈsɪt.ʌp/

(noun) mekik, karın egzersizi

Örnek:

He does 50 sit-ups every morning to strengthen his core.
Her sabah 50 mekik çekerek karın kaslarını güçlendirir.

stack up

/stæk ʌp/

(phrasal verb) karşılaştırmak, tutarlı olmak, birikmek

Örnek:

How does the new model stack up against its competitors?
Yeni model rakiplerine karşı nasıl duruyor?

squash up

/skwɑːʃ ʌp/

(phrasal verb) sıkışmak, yer açmak

Örnek:

Can you all squash up a bit so I can sit down?
Biraz sıkışabilir misiniz, ben de oturayım?

stand up

/stænd ˈʌp/

(phrasal verb) ayağa kalkmak, kalkmak, savunmak

Örnek:

Please stand up when the judge enters the courtroom.
Yargıç mahkeme salonuna girdiğinde lütfen ayağa kalkın.

straighten up

/ˈstreɪtən ʌp/

(phrasal verb) toplamak, düzenlemek, doğrulmak

Örnek:

Please straighten up your room before you go out.
Dışarı çıkmadan önce odanı topla lütfen.

warm up

/wɔːrm ˈʌp/

(phrasal verb) ısınmak, alışmak

Örnek:

Athletes should always warm up before a game to prevent injuries.
Sporcular sakatlanmaları önlemek için maçtan önce her zaman ısınmalıdır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren