'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde Zarar Verme, Eleştirme veya Çalma Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'Zarar Verme, Eleştirme veya Çalma' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /bæŋ ʌp/
(phrasal verb) çarparak hasar vermek, ezmek, hapse atmak;
(adjective) hasarlı, yaralı
Örnek:
He managed to bang up his new car on the first day.
İlk gün yeni arabasını çarparak hasar verdi.
/biːt ˈʌp/
(phrasal verb) dövmek, hırpalamak;
(adjective) yıpranmış, eskimiş, hasarlı
Örnek:
The gang members beat up the rival leader.
Çete üyeleri rakip lideri dövdü.
/biːt ʌp ɑːn/
(phrasal verb) dövmek, hırpalamak, şiddetle eleştirmek
Örnek:
The bullies would always beat up on the smaller kids.
Zorbalar her zaman küçük çocukları döverdi.
/bɜːrn ʌp/
(phrasal verb) yakmak, yanıp kül olmak, tüketmek
Örnek:
The old shed burned up completely in the fire.
Eski kulübe yangında tamamen yanıp kül oldu.
/skruː ˈʌp/
(phrasal verb) berbat etmek, mahvetmek, mağdur etmek
Örnek:
I really screwed up the presentation.
Sunumu gerçekten berbat ettim.
/ˈsmæʃ.ʌp/
(noun) çarpışma, kaza
Örnek:
There was a terrible smash-up on the highway this morning.
Bu sabah otoyolda korkunç bir çarpışma oldu.
/bloʊ ʌp/
(phrasal verb) patlamak, patlatmak, şişirmek
Örnek:
The old building was scheduled to blow up next month.
Eski bina gelecek ay patlatılacaktı.
/mɑːp ʌp/
(phrasal verb) tamamlamak, temizlemek, silmek
Örnek:
We need to mop up the remaining work before the deadline.
Son teslim tarihinden önce kalan işleri tamamlamamız gerekiyor.
/stɪk ˈʌp/
(phrasal verb) soymak, silahlı soygun yapmak, kibirli olmak;
(adjective) kibirli, burnu havada
Örnek:
The masked man tried to stick up the bank.
Maskeli adam bankayı soymaya çalıştı.