Avatar of Vocabulary Set Bir eylemi gerçekleştir (Aside ve Before)

'Birlikte', 'Karşı', 'Ayrı' vb. ifadeleri kullanan fiil öbekleri. İçinde Bir eylemi gerçekleştir (Aside ve Before) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Birlikte', 'Karşı', 'Ayrı' vb. ifadeleri kullanan fiil öbekleri.' içinde 'Bir eylemi gerçekleştir (Aside ve Before)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

go before

/ɡoʊ bɪˈfɔːr/

(phrasal verb) önce gelmek, önce olmak

Örnek:

The warm-up exercises should go before the main workout.
Isınma egzersizleri ana antrenmandan önce gelmelidir.

brush aside

/brʌʃ əˈsaɪd/

(phrasal verb) görmezden gelmek, kulak ardı etmek, bir kenara atmak

Örnek:

She tended to brush aside any criticism.
Her türlü eleştiriyi görmezden gelme eğilimindeydi.

lay aside

/leɪ əˈsaɪd/

(phrasal verb) biriktirmek, bir kenara koymak, bir kenara bırakmak

Örnek:

She decided to lay aside some money for her retirement.
Emekliliği için biraz para biriktirmeye karar verdi.

leave aside

/liːv əˈsaɪd/

(phrasal verb) bir kenara bırakmak, göz ardı etmek

Örnek:

Let's leave aside the cost for a moment and focus on the benefits.
Maliyeti bir kenara bırakalım ve faydalarına odaklanalım.

put aside

/pʊt əˈsaɪd/

(phrasal verb) biriktirmek, ayırmak, kenara koymak

Örnek:

She tries to put aside a little money each month for her retirement.
Emekliliği için her ay biraz para biriktirmeye çalışıyor.

set aside

/set əˈsaɪd/

(phrasal verb) ayırmak, bir kenara koymak, bir kenara bırakmak

Örnek:

She set aside some money for her retirement.
Emekliliği için biraz para ayırdı.

stand aside

/stænd əˈsaɪd/

(phrasal verb) kenara çekilmek, yol vermek, çekilmek

Örnek:

Please stand aside so the ambulance can get through.
Ambulans geçebilsin diye lütfen kenara çekilin.

step aside

/step əˈsaɪd/

(phrasal verb) kenara çekilmek, yoldan çekilmek, görevinden ayrılmak

Örnek:

Please step aside so others can pass.
Lütfen başkaları geçebilsin diye kenara çekilin.

sweep aside

/swiːp əˈsaɪd/

(phrasal verb) bir kenara itmek, göz ardı etmek, süpürüp atmak

Örnek:

The government tried to sweep aside the public's concerns.
Hükümet, halkın endişelerini bir kenara itmeye çalıştı.

take aside

/teɪk əˈsaɪd/

(phrasal verb) bir kenara çekmek, özel konuşmak için ayırmak

Örnek:

The manager decided to take him aside for a serious talk.
Müdür, ciddi bir konuşma için onu bir kenara çekmeye karar verdi.

come before

/kʌm bɪˈfɔːr/

(phrasal verb) önce gelmek, daha önemli olmak, daha önce olmak

Örnek:

Safety should always come before speed.
Güvenlik her zaman hızdan önce gelmelidir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren