Avatar of Vocabulary Set Genişletme, Yayılma veya Azaltma

'Out' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Genişletme, Yayılma veya Azaltma Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Out' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Genişletme, Yayılma veya Azaltma' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bottom out

/ˈbɑː.t̬əm aʊt/

(phrasal verb) dip yapmak, en düşük noktaya ulaşmak

Örnek:

The economy is expected to bottom out next quarter.
Ekonominin gelecek çeyrekte dip yapması bekleniyor.

branch out

/bræntʃ aʊt/

(phrasal verb) açılmak, genişlemek

Örnek:

The company decided to branch out into new markets.
Şirket yeni pazarlara açılmaya karar verdi.

break out

/breɪk aʊt/

(phrasal verb) kaçmak, firar etmek, patlak vermek

Örnek:

Three prisoners broke out of the maximum-security prison last night.
Üç mahkum dün gece yüksek güvenlikli hapishaneden kaçtı.

drag out

/dræɡ aʊt/

(phrasal verb) uzatmak, geciktirmek, sürükleyerek çıkarmak

Örnek:

Don't drag out the meeting; we have other things to do.
Toplantıyı uzatma; yapacak başka işlerimiz var.

draw out

/drɔː aʊt/

(phrasal verb) uzatmak, geciktirmek, konuşturmak

Örnek:

The speaker tended to draw out his speeches, making them quite lengthy.
Konuşmacı konuşmalarını uzatma eğilimindeydi, bu da onları oldukça uzun yapıyordu.

hold out

/hoʊld aʊt/

(phrasal verb) direnmek, dayanmak, uzatmak

Örnek:

The rebels managed to hold out for another month against the siege.
İsyancılar kuşatmaya karşı bir ay daha direnmeyi başardılar.

pack out

/pæk aʊt/

(phrasal verb) dolu, tıka basa dolu

Örnek:

The stadium was packed out for the final match.
Stadyum final maçı için doluydu.

fade-out

/ˈfeɪd.aʊt/

(noun) solma, azalma

Örnek:

The movie ended with a slow fade-out.
Film yavaş bir solma ile sona erdi.

peter out

/ˈpiːtər aʊt/

(phrasal verb) azalmak, tükenmek, yavaş yavaş bitmek

Örnek:

The storm began to peter out as it moved inland.
Fırtına karaya doğru ilerledikçe azalmaya başladı.

spin out

/spɪn aʊt/

(phrasal verb) uzatmak, geciktirmek, kontrolden çıkıp dönmek

Örnek:

The speaker kept spinning out his speech, repeating the same points.
Konuşmacı konuşmasını uzatıp durdu, aynı noktaları tekrarladı.

spread out

/spred aʊt/

(phrasal verb) yayılmak, genişlemek, yaymak

Örnek:

The city has spread out over the years, incorporating many smaller towns.
Şehir yıllar içinde yayılmış, birçok küçük kasabayı bünyesine katmıştır.

stretch out

/stretʃ aʊt/

(phrasal verb) uzanmak, germek, uzatmak

Örnek:

She decided to stretch out on the sofa and relax.
Kanepede uzanıp rahatlamaya karar verdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren