Avatar of Vocabulary Set Oluşturma, Üretme veya Tamamlama

'Out' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Oluşturma, Üretme veya Tamamlama Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Out' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Oluşturma, Üretme veya Tamamlama' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bring out

/brɪŋ aʊt/

(phrasal verb) ortaya çıkarmak, vurgulamak, göstermek

Örnek:

The new lighting system really brings out the colors in the painting.
Yeni aydınlatma sistemi resimdeki renkleri gerçekten ortaya çıkarıyor.

come out

/kʌm aʊt/

(phrasal verb) ortaya çıkmak, meydana çıkmak, çıkmak

Örnek:

The truth will come out eventually.
Gerçek sonunda ortaya çıkacak.

crank out

/kræŋk aʊt/

(phrasal verb) seri üretmek, hızla üretmek

Örnek:

The factory can crank out thousands of units per day.
Fabrika günde binlerce birim üretebilir.

lay out

/leɪ aʊt/

(phrasal verb) sermek, yaymak, planlamak

Örnek:

She laid out the map on the table.
Haritayı masanın üzerine serdi.

ring out

/rɪŋ aʊt/

(phrasal verb) yüksek sesle çalmak, net bir şekilde duyulmak, sonunu işaret etmek

Örnek:

The church bells ring out every hour.
Kilise çanları her saat başı yüksek ve net bir şekilde çalar.

roll out

/roʊl aʊt/

(phrasal verb) piyasaya sürmek, uygulamaya koymak, başlatmak

Örnek:

The company plans to roll out the new software update next month.
Şirket, yeni yazılım güncellemesini gelecek ay piyasaya sürmeyi planlıyor.

rough out

/rʌf aʊt/

(phrasal verb) kabataslak çizmek, ana hatlarını belirlemek

Örnek:

Let's rough out a design for the new website before we get into details.
Detaylara girmeden önce yeni web sitesi için bir tasarım kabataslak çizelim.

round out

/raʊnd aʊt/

(phrasal verb) tamamlamak, sonlandırmak, zenginleştirmek

Örnek:

The final chapter rounds out the story perfectly.
Son bölüm hikayeyi mükemmel bir şekilde tamamlıyor.

run out

/rʌn aʊt/

(phrasal verb) bitmek, tükenmek, süresi dolmak

Örnek:

We've run out of milk, so I need to go to the store.
Sütümüz bitti, bu yüzden markete gitmem gerekiyor.

see out

/siː aʊt/

(phrasal verb) uğurlamak, dışarı çıkarmak, tamamlamak

Örnek:

I'll see you out.
Seni uğurlayacağım.

work out

/wɜːrk aʊt/

(phrasal verb) egzersiz yapmak, antrenman yapmak, çözmek

Örnek:

I like to work out at the gym three times a week.
Haftada üç kez spor salonunda egzersiz yapmayı severim.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren