'Out' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Kaçınma veya Hariç Tutma Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Out' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Kaçınma veya Hariç Tutma' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /bæk aʊt/
(phrasal verb) caymak, vazgeçmek, geri geri çıkmak
Örnek:
He promised to help, but then he backed out at the last minute.
Yardım edeceğine söz verdi ama son dakikada caydı.
/ˈbɑː.t̬əl aʊt/
(phrasal verb) vazgeçmek, cesaretini kaybetmek
Örnek:
He was going to ask her out, but he bottled out at the last minute.
Onu dışarı davet edecekti ama son dakikada vazgeçti.
/ˈtʃɪk.ɪn aʊt/
(phrasal verb) vazgeçmek, korkmak, caymak
Örnek:
I was going to try bungee jumping, but I chickened out at the last minute.
Bungee jumping deneyecektim ama son anda vazgeçtim.
/liːv aʊt/
(phrasal verb) atlamak, hariç tutmak, dışarıda bırakmak
Örnek:
Please don't leave out any important details when you tell the story.
Hikayeyi anlatırken lütfen önemli detayları atlamayın.
/ɑːpt aʊt/
(phrasal verb) ayrılmak, vazgeçmek
Örnek:
Employees can opt out of the retirement plan.
Çalışanlar emeklilik planından ayrılabilirler.
/sɪt aʊt/
(phrasal verb) pas geçmek, katılmamak, beklemek
Örnek:
I think I'll sit out this round of cards; I'm feeling tired.
Sanırım bu kart turunu pas geçeceğim; yorgun hissediyorum.
/skɪp aʊt/
(phrasal verb) kaçmak, sıvışmak, atlatmak
Örnek:
He tried to skip out on the bill after dinner.
Akşam yemeğinden sonra hesabı ödemeden kaçmaya çalıştı.
/steɪ aʊt/
(phrasal verb) dışarıda kalmak, içeri girmemek, gece dışarı çıkmak
Örnek:
Please stay out of the restricted area.
Lütfen kısıtlı alanın dışında kalın.
/ˈrɪɡ.əl aʊt əv/
(phrasal verb) sıyrılmak, kaçınmak
Örnek:
He tried to wriggle out of his responsibilities.
Sorumluluklarından sıyrılmaya çalıştı.
/zoʊn aʊt/
(phrasal verb) dalıp gitmek, düşüncelere dalmak
Örnek:
I tend to zone out during long meetings.
Uzun toplantılarda dalıp gitme eğilimindeyim.