'On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Giymek, Kullanmak veya Tüketmek (On) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Giymek, Kullanmak veya Tüketmek (On)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /bɪld ɑn/
(phrasal verb) üzerine inşa etmek, dayanmak
Örnek:
We need to build on our past successes.
Geçmiş başarılarımızın üzerine inşa etmeliyiz.
/ˈkæp.ɪ.təl.aɪz ɑːn/
(phrasal verb) değerlendirmek, faydalanmak
Örnek:
We should capitalize on this opportunity to expand our business.
İşimizi genişletmek için bu fırsatı değerlendirmeliyiz.
/fiːd ɑːn/
(phrasal verb) beslenmek, yemek, güçlenmek
Örnek:
Many birds feed on insects.
Birçok kuş böceklerle beslenir.
/hæv ɑːn/
(phrasal verb) giymek, üzerinde olmak, planı olmak
Örnek:
She has on a beautiful dress.
Üzerinde güzel bir elbise var.
/lɪv ɑːn/
(phrasal verb) yaşamaya devam etmek, varlığını sürdürmek, ile yaşamak
Örnek:
Despite the hardships, the community managed to live on.
Zorluklara rağmen topluluk yaşamaya devam etti.
/preɪ ɑn/
(phrasal verb) avlamak, yemek için öldürmek, sömürmek
Örnek:
Lions prey on zebras and other large herbivores.
Aslanlar zebraları ve diğer büyük otçulları avlar.
/pʊl ɑːn/
(phrasal verb) hızla giymek, çekip giymek, çekmek
Örnek:
She quickly pulled on her coat and left.
Hızla ceketini giydi ve gitti.
/pʊt ɑːn/
(phrasal verb) giymek, takmak, açmak
Örnek:
She decided to put on her favorite dress for the party.
Parti için en sevdiği elbiseyi giymeye karar verdi.
/θroʊ ɑn/
(phrasal verb) üzerine geçirmek, hızla giymek
Örnek:
I just threw on some clothes and ran out the door.
Sadece birkaç parça kıyafet üzerime geçirdim ve kapıdan fırladım.
/traɪ ɑn/
(phrasal verb) denemek, giymek
Örnek:
She decided to try on the dress before buying it.
Elbiseyi almadan önce denemeye karar verdi.