'On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Çabalama, Risk Alma veya Açığa Çıkarma (On) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Çabalama, Risk Alma veya Açığa Çıkarma (On)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈfoʊkəs ɑːn/
(phrasal verb) odaklanmak, yoğunlaşmak
Örnek:
Please focus on your studies.
Lütfen derslerine odaklan.
/ɪnˈfɔːrm ɑːn/
(phrasal verb) ihbar etmek, gammazlamak
Örnek:
He decided to inform on his accomplices to get a lighter sentence.
Daha hafif bir ceza almak için suç ortaklarını ihbar etmeye karar verdi.
/ɪnˈsɪst ɑːn/
(phrasal verb) ısrar etmek, talep etmek, vurgulamak
Örnek:
She insisted on paying for the meal.
Yemeğin parasını ödemekte ısrar etti.
/lɛt ɑn/
(phrasal verb) belli etmek, açığa vurmak
Örnek:
Don't let on that you know about the surprise party.
Sürpriz partiyi bildiğini belli etme.
/tel ɑːn/
(phrasal verb) şikayet etmek, gammazlamak
Örnek:
If you don't stop, I'm going to tell on you.
Durmazsan, seni şikayet edeceğim.
/lʊk ɑːn/
(phrasal verb) seyretmek, izlemek, görmek
Örnek:
Many people just looked on as the accident happened.
Birçok kişi kaza olurken sadece seyretti.
/spaɪ ɑːn/
(phrasal verb) casusluk yapmak, gözetlemek
Örnek:
The government was accused of trying to spy on its own citizens.
Hükümet, kendi vatandaşlarını casusluk yapmaya çalışmakla suçlandı.
/wɜːrk ɑːn/
(phrasal verb) üzerinde çalışmak, geliştirmek, ikna etmeye çalışmak
Örnek:
I need to work on my presentation skills.
Sunum becerilerimi geliştirmem gerekiyor.