'On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Bir Eylem Gerçekleştirme (Upon) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Bir Eylem Gerçekleştirme (Upon)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /hæŋ əˈpɑːn/
(phrasal verb) bağlı olmak, dayanmak, kulak kesilmek
Örnek:
The success of the project will hang upon his decision.
Projenin başarısı onun kararına bağlı olacak.
/tʌtʃ əˈpɑːn/
(phrasal verb) değinmek, bahsetmek
Örnek:
The speaker only had time to touch upon the main points.
Konuşmacının sadece ana noktalara değinmeye zamanı oldu.
/dɪˈsaɪd əˈpɑːn/
(phrasal verb) karar vermek, seçmek
Örnek:
They finally decided upon a date for the wedding.
Sonunda düğün tarihine karar verdiler.
/pleɪ əˈpɑːn/
(phrasal verb) kullanmak, istismar etmek
Örnek:
He tried to play upon her sympathy to get what he wanted.
İstediğini elde etmek için onun sempatisini kullanmaya çalıştı.
/kʌm əˈpɑːn/
(phrasal verb) rastlamak, karşılaşmak, bulmak
Örnek:
I came upon an old photo album while cleaning the attic.
Tavan arasını temizlerken eski bir fotoğraf albümüne rastladım.
/fɔːl əˈpɑːn/
(phrasal verb) saldırmak, üzerine atılmak, düşmek
Örnek:
The wolves fell upon the deer in the forest.
Kurtlar ormandaki geyiğe saldırdı.
/hɪt əˈpɑːn/
(phrasal verb) tesadüfen bulmak, aklına gelmek
Örnek:
She hit upon the perfect solution to the problem.
Soruna mükemmel çözümü tesadüfen buldu.