'On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Bağlı, Güvenen veya Teşvik Eden (On) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Bağlı, Güvenen veya Teşvik Eden (On)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /bæŋk ɑːn/
(phrasal verb) güvenmek, bel bağlamak
Örnek:
You can bank on him to help you out.
Onun sana yardım edeceğine güvenebilirsin.
/beɪs ɑːn/
(phrasal verb) dayanmak, esas almak
Örnek:
The movie is based on a true story.
Film gerçek bir hikayeye dayanıyor.
/tʃɪr ɑːn/
(phrasal verb) desteklemek, tezahürat yapmak
Örnek:
The crowd gathered to cheer on their favorite team.
Kalabalık, favori takımlarını desteklemek için toplandı.
/kaʊnt ɑːn/
(phrasal verb) güvenmek, bel bağlamak
Örnek:
You can always count on me for support.
Destek için her zaman bana güvenebilirsin.
/dɪˈpend ɑːn/
(phrasal verb) bağlı olmak, güvenmek
Örnek:
You can always depend on me for help.
Yardım için her zaman bana güvenebilirsin.
/eɡ ɑːn/
(phrasal verb) kışkırtmak, cesaretlendirmek
Örnek:
His friends egged him on to jump into the cold lake.
Arkadaşları onu soğuk göle atlaması için kışkırttı.
/help ɑːn wɪð/
(phrasal verb) giymeye yardım etmek
Örnek:
Can you help me on with my coat?
Bana paltomu giymeme yardım eder misin?
/hɪndʒ ɑːn/
(phrasal verb) bağlı olmak, dayanmak
Örnek:
The success of the project will hinge on his decision.
Projenin başarısı onun kararına bağlı olacak.
/liːn ɑːn/
(phrasal verb) güvenmek, dayanmak, baskı yapmak
Örnek:
You can always lean on me if you need help.
Yardıma ihtiyacın olursa her zaman bana güvenebilirsin.
/rɪˈlaɪ ɑːn/
(phrasal verb) güvenmek, dayanmak
Örnek:
You can always rely on me for help.
Yardım için her zaman bana güvenebilirsin.
/raɪd ɑːn/
(phrasal verb) bağlı olmak, dayanmak, devam etmek
Örnek:
The success of the project will ride on your efforts.
Projenin başarısı sizin çabalarınıza bağlı olacak.
/spɜːr ɑːn/
(phrasal verb) teşvik etmek, cesaretlendirmek, hızlandırmak
Örnek:
The coach's words spurred the team on to victory.
Antrenörün sözleri takımı zafere teşvik etti.