'On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde İletişim Kurma veya Tartışma (On) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''On' ve 'Upon' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'İletişim Kurma veya Tartışma (On)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kɔːl ɑːn/
(phrasal verb) çağırmak, talep etmek, ziyaret etmek
Örnek:
The teacher decided to call on a student to answer the question.
Öğretmen, soruyu yanıtlaması için bir öğrenciyi çağırmaya karar verdi.
/droʊn ɑːn/
(phrasal verb) uzun uzun konuşmak, monoton konuşmak
Örnek:
The speaker continued to drone on about the company's history, making everyone sleepy.
Konuşmacı şirketin tarihi hakkında uzun uzun konuşmaya devam etti, herkesi uykulu yaptı.
/ɪkˈspænd ɑːn/
(phrasal verb) açıklamak, detaylandırmak
Örnek:
Could you please expand on your last point?
Son noktanızı açıklar mısınız lütfen?
/ɡet ɑːn/
(phrasal verb) binmek, çıkmak, iyi anlaşmak
Örnek:
We need to get on the bus quickly before it leaves.
Otobüs kalkmadan çabucak binmemiz gerekiyor.
/ɡet ɑːn tuː/
(phrasal verb) iletişime geçmek, temas kurmak, geçmek
Örnek:
I need to get on to the bank about this transaction.
Bu işlem hakkında bankayla iletişime geçmem gerekiyor.
/hɑːrp ɑːn/
(phrasal verb) dillendirip durmak, sürekli bahsetmek
Örnek:
He keeps harping on about the good old days.
Sürekli eski güzel günlerden bahsedip duruyor.
/hɪt ɑːn/
(phrasal verb) asılmak, flört etmek, bulmak
Örnek:
He tried to hit on her at the bar.
Barda ona asılmaya çalıştı.
/prəˈnaʊns ɑːn/
(phrasal verb) hüküm vermek, karar vermek
Örnek:
The committee will pronounce on the new policy next week.
Komite, yeni politika hakkında gelecek hafta karar verecek.
/sprɪŋ ɑːn/
(phrasal verb) aniden sunmak, sürpriz yapmak
Örnek:
Don't spring that question on me now; I need time to think.
O soruyu şimdi bana aniden sorma; düşünmek için zamana ihtiyacım var.
/tʌtʃ ɑn/
(phrasal verb) değinmek, bahsetmek
Örnek:
The speaker only had time to touch on a few key issues.
Konuşmacının sadece birkaç ana konuya değinmeye zamanı oldu.