Avatar of Vocabulary Set Girme veya Hareket Etme (In)

'Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Girme veya Hareket Etme (In) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Girme veya Hareket Etme (In)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

block in

/blɑːk ɪn/

(phrasal verb) engellemek, tıkamak, ayırmak

Örnek:

I can't get my car out; someone has blocked me in.
Arabamı çıkaramıyorum; biri beni engelledi.

break in

/breɪk ɪn/

(phrasal verb) zorla girmek, izinsiz girmek, alıştırmak

Örnek:

Someone tried to break in through the back door last night.
Dün gece biri arka kapıdan girmeye çalıştı.

check in

/tʃek ɪn/

(phrasal verb) giriş yapmak, kayıt yaptırmak, iletişime geçmek

Örnek:

We need to check in at the hotel before 3 PM.
Saat 15:00'ten önce otele giriş yapmamız gerekiyor.

close in

/kloʊz ɪn/

(phrasal verb) kuşatmak, bastırmak, yaklaşmak

Örnek:

The fog began to close in, making visibility very poor.
Sis bastırmaya başladı, görüş mesafesini çok kötüleştirdi.

draw in

/drɔː ɪn/

(phrasal verb) çekmek, dahil etmek, kısalmak

Örnek:

The exhibition hopes to draw in a large crowd.
Sergi büyük bir kalabalığı çekmeyi umuyor.

get in

/ɡet ɪn/

(phrasal verb) varmak, içeri girmek, seçilmek

Örnek:

What time did you get in last night?
Dün gece saat kaçta geldin?

go in

/ɡoʊ ɪn/

(phrasal verb) içeri girmek, girmek, kabul edilmek

Örnek:

Please go in and take a seat.
Lütfen içeri girin ve oturun.

kick in

/kɪk ɪn/

(phrasal verb) etki etmeye başlamak, devreye girmek, katkıda bulunmak

Örnek:

The medication should kick in within 30 minutes.
İlaç 30 dakika içinde etki etmeye başlamalıdır.

let in

/lɛt ɪn/

(phrasal verb) içeri almak, girmesine izin vermek, açığa vurmak

Örnek:

Could you please let the cat in?
Kediyi içeri alır mısın lütfen?

log in

/lɑːɡ ˈɪn/

(phrasal verb) giriş yapmak, oturumu açmak

Örnek:

Please log in to your account to continue.
Devam etmek için lütfen hesabınıza giriş yapın.

move in

/muːv ɪn/

(phrasal verb) taşınmak, yerleşmek, yaklaşmak

Örnek:

We're excited to move in to our new home next month.
Gelecek ay yeni evimize taşınmak için heyecanlıyız.

plug in

/plʌɡ ɪn/

(phrasal verb) prize takmak, bağlamak, dahil etmek

Örnek:

Don't forget to plug in your phone before you go to bed.
Yatmadan önce telefonunu prize takmayı unutma.

push in

/pʊʃ ɪn/

(phrasal verb) araya girmek, iterek girmek, içeri itmek

Örnek:

Don't try to push in, wait for your turn.
Araya girmeye çalışma, sıranı bekle.

turn in

/tɜːrn ɪn/

(phrasal verb) yatmak, uyumak, teslim etmek

Örnek:

It's getting late, I think I'll turn in.
Geç oluyor, sanırım yatacağım.

reel in

/riːl ɪn/

(phrasal verb) çekmek, sarmak, dizginlemek

Örnek:

He spent an hour trying to reel in the giant tuna.
Dev orkinosu çekmek için bir saat harcadı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren