Avatar of Vocabulary Set Başlatma veya Başlama (Into)

'Into', 'To', 'About', & 'For' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Başlatma veya Başlama (Into) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Into', 'To', 'About', & 'For' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Başlatma veya Başlama (Into)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

burst into

/bɜːrst ˈɪntuː/

(phrasal verb) birdenbire başlamak, boğulmak, dalmak

Örnek:

She burst into tears when she heard the sad news.
Üzücü haberi duyunca gözyaşlarına boğuldu.

cram into

/kræm ˈɪntuː/

(phrasal verb) tıkıştırmak, sıkıştırmak, doldurmak

Örnek:

We managed to cram all our luggage into the tiny car.
Tüm bagajımızı küçük arabaya tıkıştırmayı başardık.

dive into

/daɪv ˈɪntuː/

(phrasal verb) dalmak, derinlemesine incelemek, atlamak

Örnek:

She decided to dive into her new project with full commitment.
Yeni projesine tam bir bağlılıkla dalmaya karar verdi.

enter into

/ˈen.tər ˈɪn.tuː/

(phrasal verb) girmek, başlamak, imzalamak

Örnek:

They decided to enter into negotiations for a new contract.
Yeni bir sözleşme için müzakerelere girmeye karar verdiler.

fall into

/fɔːl ˈɪntuː/

(phrasal verb) düşmek, girmek, ayrılmak

Örnek:

The old house had begun to fall into disrepair.
Eski ev bakımsızlığa düşmeye başlamıştı.

fling into

/flɪŋ ˈɪntuː/

(phrasal verb) atmak, sürüklemek

Örnek:

He was so angry he wanted to fling into a rage.
O kadar sinirliydi ki öfkeye kapılmak istedi.

get into

/ɡet ˈɪntuː/

(phrasal verb) girmek, binmek, dahil olmak

Örnek:

She managed to get into the concert without a ticket.
Biletsiz konsere girmeyi başardı.

launch into

/lɔːntʃ ˈɪntuː/

(phrasal verb) başlamak, girişmek

Örnek:

He suddenly launched into a long explanation of his theories.
Birden bire teorilerini uzun uzun anlatmaya başladı.

plunge into

/plʌndʒ ˈɪntuː/

(phrasal verb) dalmak, girişmek

Örnek:

He decided to plunge into the new business venture without hesitation.
Yeni iş girişimine tereddüt etmeden dalmaya karar verdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren