'Down' ve 'Away' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Hareket Etme, Ayrılma veya Kaçma (Away) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Down' ve 'Away' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Hareket Etme, Ayrılma veya Kaçma (Away)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /breɪk əˈweɪ/
(phrasal verb) kaçmak, kurtulmak, ayrılmak
Örnek:
The suspect managed to break away from the police officer.
Şüpheli polis memurundan kaçmayı başardı.
/kɔːl əˈweɪ/
(phrasal verb) çağırmak, geri çağırmak
Örnek:
The doctor was suddenly called away to an emergency.
Doktor aniden bir acil durum için çağrıldı.
/kʌm əˈweɪ/
(phrasal verb) ayrılmak, çıkmak, gitmek
Örnek:
The handle came away in my hand.
Kulp elimde çıktı.
/draɪv əˈweɪ/
(phrasal verb) kovmak, uzaklaştırmak, uzaklaşmak
Örnek:
The loud music drove away all the customers.
Yüksek sesli müzik tüm müşterileri kovdu.
/ɡet əˈweɪ/
(phrasal verb) kaçmak, uzaklaşmak, tatile çıkmak
Örnek:
I need to get away for a few days.
Birkaç günlüğüne uzaklaşmam gerekiyor.
/ɡet əˈweɪ wɪð/
(phrasal verb) paçayı kurtarmak, yanına kalmak
Örnek:
He thought he could get away with cheating on the exam, but he was caught.
Sınavda kopya çekerek paçayı kurtarabileceğini sandı ama yakalandı.
/ɡoʊ əˈweɪ/
(phrasal verb) gitmek, kaybolmak, tatile gitmek
Örnek:
Please go away and leave me alone.
Lütfen git ve beni yalnız bırak.
/rʌn əˈweɪ/
(phrasal verb) kaçmak, firar etmek, kontrolden çıkmak
Örnek:
The child tried to run away from home.
Çocuk evden kaçmaya çalıştı.
/send əˈweɪ/
(phrasal verb) istemek için göndermek, uzaklaştırmak, kurtulmak
Örnek:
They decided to send away for a new catalog.
Yeni bir katalog istemek için göndermeye karar verdiler.
/slɪp əˈweɪ/
(phrasal verb) sıyrılmak, kaybolmak, akıp gitmek
Örnek:
He tried to slip away from the party unnoticed.
Partiden fark edilmeden sıyrılmaya çalıştı.
/steɪ əˈweɪ/
(phrasal verb) uzak durmak, kaçınmak, katılmamak
Örnek:
Please stay away from the edge of the cliff.
Lütfen uçurumun kenarından uzak durun.