Avatar of Vocabulary Set Hasara, Ölüme veya Basınca Neden Olma (Down)

'Down' ve 'Away' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Hasara, Ölüme veya Basınca Neden Olma (Down) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Down' ve 'Away' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Hasara, Ölüme veya Basınca Neden Olma (Down)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

beat down

/biːt daʊn/

(phrasal verb) dövmek, kırmak, fiyatı düşürmek

Örnek:

The police had to beat down the door to get inside.
Polis içeri girmek için kapıyı kırmak zorunda kaldı.

break down

/breɪk daʊn/

(phrasal verb) bozulmak, arızalanmak, yıkılmak

Örnek:

My car broke down on the way to work.
Arabam işe giderken bozuldu.

burn down

/bɜːrn daʊn/

(phrasal verb) yakıp kül etmek, yanıp kül olmak

Örnek:

The old factory burned down last night.
Eski fabrika dün gece tamamen yandı.

chop down

/tʃɑp daʊn/

(phrasal verb) kesmek, devirmek

Örnek:

They decided to chop down the old oak tree in their backyard.
Arka bahçelerindeki yaşlı meşe ağacını kesmeye karar verdiler.

cut down

/kʌt daʊn/

(phrasal verb) azaltmak, kısmak, kesmek

Örnek:

You need to cut down on sugar if you want to be healthier.
Daha sağlıklı olmak istiyorsan şekeri azaltmalısın.

gun down

/ɡʌn daʊn/

(phrasal verb) vurup öldürmek, silahla öldürmek

Örnek:

The police officer was forced to gun down the suspect.
Polis memuru şüpheliyi vurmak zorunda kaldı.

knock down

/nɑːk daʊn/

(phrasal verb) devirmek, yıkmak, düşürmek

Örnek:

The boxer managed to knock down his opponent in the first round.
Boksör ilk rauntta rakibini nakavt etmeyi başardı.

mow down

/maʊ daʊn/

(phrasal verb) biçmek, katletmek, kesmek

Örnek:

The machine guns mowed down the advancing soldiers.
Makineli tüfekler ilerleyen askerleri biçti.

pull down

/pʊl daʊn/

(phrasal verb) yıkmak, indirmek, aşağı çekmek

Örnek:

They decided to pull down the old factory to build new apartments.
Yeni daireler inşa etmek için eski fabrikayı yıkmaya karar verdiler.

put down

/pʊt daʊn/

(phrasal verb) yere koymak, bırakmak, küçümsemek

Örnek:

Please put down your bags here.
Lütfen çantalarınızı buraya bırakın.

run-down

/ˌrʌnˈdaʊn/

(adjective) köhne, bakımsız, bitkin

Örnek:

The old house was completely run-down.
Eski ev tamamen köhneleşmişti.

shoot down

/ʃuːt daʊn/

(phrasal verb) vurup düşürmek, indirmek, reddetmek

Örnek:

The hunter managed to shoot down the bird.
Avcı kuşu vurup düşürmeyi başardı.

tear down

/ter daʊn/

(phrasal verb) yıkmak, sökmek, yerle bir etmek

Örnek:

They decided to tear down the old factory to build new apartments.
Eski fabrikayı yeni daireler inşa etmek için yıkmaya karar verdiler.

wear down

/wer daʊn/

(phrasal verb) yıpratmak, tüketmek, aşındırmak

Örnek:

The constant negotiations began to wear him down.
Sürekli müzakereler onu yıpratmaya başladı.

weigh down

/weɪ daʊn/

(phrasal verb) bunaltmak, üzmek, ağırlık vermek

Örnek:

The responsibilities of the new job began to weigh him down.
Yeni işin sorumlulukları onu bunaltmaya başladı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren