'Back', 'Through', 'With', 'At', & 'By' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Diğerleri (Through) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Back', 'Through', 'With', 'At', & 'By' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Diğerleri (Through)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kʌm θruː wɪð/
(phrasal verb) sağlamak, tutmak, başarıyla tamamlamak
Örnek:
We were worried about funding, but the investors came through with the money.
Finansman konusunda endişeliydik ama yatırımcılar parayı sağladılar.
/pæs θruː/
(phrasal verb) geçmek, içinden geçmek, onaylanmak
Örnek:
We had to pass through security at the airport.
Havaalanında güvenlikten geçmek zorunda kaldık.
/pʊʃ θruː/
(phrasal verb) geçirmek, dayatmak, devam etmek
Örnek:
The government managed to push through the new legislation despite strong protests.
Hükümet, güçlü protestolara rağmen yeni yasayı geçirmeyi başardı.
/pʊt θruː/
(phrasal verb) bağlamak, yaşatmak, geçirmek
Örnek:
Can you put me through to customer service?
Beni müşteri hizmetlerine bağlayabilir misiniz?
/ˈsiː.θruː/
(adjective) şeffaf, saydam
Örnek:
She wore a see-through blouse.
Şeffaf bir bluz giymişti.
/ʃaɪn θruː/
(phrasal verb) ortaya çıkmak, belli olmak
Örnek:
Her kindness always shines through.
İyiliği her zaman ortaya çıkar.
/ʃuːt θruː/
(phrasal verb) kaçmak, hızla ayrılmak
Örnek:
He decided to shoot through before the party got too crowded.
Parti çok kalabalıklaşmadan kaçmaya karar verdi.
/sliːp θruː/
(phrasal verb) uyuyarak geçirmek, duymadan uyumak
Örnek:
I was so tired that I slept through the entire thunderstorm.
O kadar yorgundum ki tüm fırtınayı uyuyarak geçirdim.
/teɪk θruː/
(phrasal verb) detaylı anlatmak, rehberlik etmek
Örnek:
Can you take me through the steps of this process?
Bu sürecin adımlarını bana anlatabilir misiniz?
/tɔːk θruː/
(phrasal verb) konuşmak, tartışmak
Örnek:
Let's talk through the proposal before the meeting.
Toplantıdan önce teklifi konuşalım.