'Around', 'Over' ve 'Along' Kullanılan Edatlı Fiiller İçinde Hareket Etme, Ziyaret Etme veya Kalma (Over) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Around', 'Over' ve 'Along' Kullanılan Edatlı Fiiller' içinde 'Hareket Etme, Ziyaret Etme veya Kalma (Over)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /æsk ˈoʊvər/
(phrasal verb) davet etmek, çağırmak
Örnek:
We should ask them over for dinner sometime.
Onları bir ara akşam yemeğine davet etmeliyiz.
/ˈkæri ˌoʊvər/
(phrasal verb) taşınmak, devam etmek, aktarmak
Örnek:
The skills learned in this course will carry over to your professional life.
Bu kursta öğrenilen beceriler profesyonel hayatınıza taşınacak.
/kʌm ˈoʊvər/
(phrasal verb) gelmek, uğramak, kaplamak
Örnek:
Why don't you come over for dinner tonight?
Bu akşam yemeğe neden gelmiyorsun?
/ˈkrɑːs.oʊ.vɚ/
(noun) geçiş noktası, kesişim, crossover;
(verb) geçiş yapmak, bir alandan diğerine geçmek
Örnek:
The pedestrian used the designated crossover to get to the other side of the road.
Yaya, yolun diğer tarafına geçmek için belirlenmiş geçidi kullandı.
/ˈdʌb.əl ˌoʊ.vər/
(phrasal verb) ikiye katlanmak, katıla katıla gülmek
Örnek:
He started to double over with laughter when he heard the joke.
Şakayı duyunca katıla katıla gülmeye başladı.
/ɪnˈvaɪt ˈoʊvər/
(phrasal verb) davet etmek, misafirliğe çağırmak
Örnek:
We should invite them over for dinner next week.
Gelecek hafta onları akşam yemeğine davet etmeliyiz.
/muːv ˈoʊvər/
(phrasal verb) yana kaymak, yer açmak, yerini almak
Örnek:
Can you move over a bit so I can sit down?
Biraz yana kayar mısın, oturabilir miyim?
/ˈroʊl.oʊ.vɚ/
(noun) takla, yuvarlanma, devir;
(verb) devirmek, yuvarlamak, devretmek
Örnek:
The car did a complete rollover after hitting the barrier.
Bariyerlere çarptıktan sonra araba tamamen takla attı.
/ˈsliːpˌoʊ.vər/
(phrasal verb) kalmak, gecelemek;
(noun) pijama partisi, geceleme
Örnek:
My daughter is going to sleep over at her friend's house tonight.
Kızım bu gece arkadaşının evinde kalacak.
/steɪ ˈoʊvər/
(phrasal verb) kalmak, gecelemek
Örnek:
Can I stay over at your place tonight?
Bu gece sizde kalabilir miyim?
/ˈstɑːpˌoʊvər/
(phrasal verb) mola vermek, aktarma yapmak;
(noun) aktarma, mola
Örnek:
We decided to stop over in Dubai for a few days on our way to Australia.
Avustralya'ya giderken Dubai'de birkaç gün mola vermeye karar verdik.