'Around', 'Over' ve 'Along' Kullanılan Edatlı Fiiller İçinde Deneyimlemek (Over) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Around', 'Over' ve 'Along' Kullanılan Edatlı Fiiller' içinde 'Deneyimlemek (Over)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /klaʊd ˈoʊvər/
(phrasal verb) gölgelemek, kararmak, bulutlanmak
Örnek:
Her face clouded over when she heard the bad news.
Kötü haberi duyunca yüzü gölgeledi.
/friːz ˈoʊ.vər/
(phrasal verb) donmak, buzla kaplanmak
Örnek:
The pond froze over completely during the cold snap.
Soğuk hava dalgası sırasında gölet tamamen dondu.
/fʌs ˈoʊvər/
(phrasal verb) aşırı düşkünlük göstermek, telaşlanmak
Örnek:
She always fusses over her grandchildren, making sure they have everything they need.
Torunlarına her zaman aşırı düşkünlük gösterir, ihtiyaç duydukları her şeye sahip olduklarından emin olur.
/ɡet ˈoʊ.vər/
(phrasal verb) atlatmak, üstesinden gelmek, aşmak
Örnek:
It took her a long time to get over the flu.
Gripten kurtulması uzun zaman aldı.
/ˈhæŋˌoʊ.vɚ/
(noun) akşamdan kalma, baş ağrısı, kalıntı
Örnek:
I woke up with a terrible hangover after the party.
Partiden sonra korkunç bir akşamdan kalma ile uyandım.
/ˈmeɪkˌoʊ.vɚ/
(noun) makyaj, yenileme, değişim
Örnek:
She got a complete makeover at the salon.
Salonda tam bir makyaj yaptırdı.
/mɪst ˈoʊvər/
(phrasal verb) buğulanmak, nemlenmek
Örnek:
Her eyes misted over as she recalled the sad memory.
Üzücü anıyı hatırladıkça gözleri buğulandı.
/wɑːʃ ˈoʊvər/
(phrasal verb) kaplamak, sarmak, geçip gitmek
Örnek:
A wave of relief washed over her as she heard the good news.
İyi haberi duyduğunda bir rahatlama dalgası onu kapladı.
/aɪs ˈoʊvər/
(phrasal verb) buz tutmak, buzla kaplanmak
Örnek:
The lake began to ice over as temperatures dropped.
Sıcaklıklar düştükçe göl buz tutmaya başladı.