Toplum, Hukuk ve Siyaset İçinde Adalet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Toplum, Hukuk ve Siyaset' içinde 'Adalet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ə fɛr ʃeɪk/
(idiom) adil bir şans, adil muamele
Örnek:
All employees deserve a fair shake when it comes to promotions.
Tüm çalışanlar terfi konusunda adil bir şans hak eder.
/sɜrv ˈsʌm.wʌn raɪt/
(idiom) müstahak olmak, hak etmek
Örnek:
It would serve him right if he lost his job after how he treated his colleagues.
İş arkadaşlarına davrandığı şekilden sonra işini kaybetse müstahak olurdu.
/fer ənd skwer/
(idiom) dürüstçe ve adilce, hile yapmadan
Örnek:
He won the competition fair and square.
Yarışmayı dürüstçe ve adilce kazandı.
/bi ɑn ən ˈiːkwəl ˈfʊtɪŋ/
(idiom) eşit şartlarda olmak, eşit konumda olmak
Örnek:
All employees should be on an equal footing when it comes to promotions.
Tüm çalışanlar terfi konusunda eşit şartlarda olmalıdır.
/ɡɪv ðə ˈdɛvəl hɪz duː/
(idiom) hakkını vermek, şeytana bile hakkını vermek
Örnek:
I don't like my boss, but to give the devil his due, he's very fair with promotions.
Patronumu sevmiyorum ama hakkını vermek gerekirse, terfilerde çok adil.
/əˈbʌv bɔrd/
(idiom) dürüst ve açık, yasal, şeffaf
Örnek:
All their business dealings are completely above board.
Tüm iş anlaşmaları tamamen dürüst ve açık.
/skwɛr diːl/
(idiom) adil anlaşma, adil muamele
Örnek:
All employees deserve a square deal from their employer.
Tüm çalışanlar işverenlerinden adil bir muamele görmeyi hak eder.
/ˌpoʊˌet.ɪk ˈdʒʌs.tɪs/
(noun) ilahi adalet, hak yerini buldu
Örnek:
It was poetic justice when the corrupt politician was arrested for bribery.
Yolsuz politikacı rüşvetten tutuklandığında bu ilahi adaletti.