İlişki İçinde Flört Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'İlişki' içinde 'Flört' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ə naɪt ɪn ˈʃaɪnɪŋ ˈɑːrmər/
(idiom) parlak zırhlı bir şövalye, kurtarıcı
Örnek:
She was waiting for a knight in shining armour to rescue her from her troubles.
Sorunlarından kurtarmak için parlak zırhlı bir şövalye bekliyordu.
/ˈswiːt ˈnʌθɪŋz/
(plural noun) tatlı sözler, aşk sözleri
Örnek:
He whispered sweet nothings into her ear, making her blush.
Kulağına tatlı sözler fısıldadı, onu utandırdı.
/bɪl ənd kuː/
(idiom) öpüşüp koklaşmak, cilveleşmek
Örnek:
The young couple was billing and cooing in the park.
Genç çift parkta öpüşüp koklaşıyordu.
/pʌntʃ əˈbʌv jʊər weɪt/
(idiom) gücünün üzerinde performans sergilemek, beklentilerin üzerinde iş yapmak
Örnek:
Despite being a small company, they managed to punch above their weight and win the big contract.
Küçük bir şirket olmasına rağmen, güçlerinin üzerinde bir performans sergileyerek büyük sözleşmeyi kazandılar.
/bi ən ˈaɪtəm/
(idiom) birlikte olmak, ilişkisi olmak
Örnek:
I heard Sarah and Tom are an item now.
Sarah ve Tom'un şimdi birlikte olduğunu duydum.
there are plenty of fish in the sea
/ðɛr ɑr ˈplɛn.ti əv fɪʃ ɪn ðə siː/
(idiom) denizde daha çok balık var, başka fırsatlar da var
Örnek:
Don't worry about your breakup; there are plenty of fish in the sea.
Ayrılığın için endişelenme; denizde daha çok balık var.
/hæv ˈsʌmθɪŋ ˈɡoʊɪŋ wɪθ/
(idiom) bir ilişkisi olmak, bir şeyler yaşamak, bir şeyler başarmak
Örnek:
I think John and Sarah have something going with each other.
Sanırım John ve Sarah'ın bir ilişkisi var.
/swɪŋ boʊθ weɪz/
(idiom) her iki cinse de ilgi duymak, biseksüel olmak
Örnek:
She mentioned that she swings both ways, so she's open to dating anyone.
Her iki cinse de ilgi duyduğunu belirtti, bu yüzden herkesle çıkmaya açık.