Günlük yaşam İçinde İştah Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Günlük yaşam' içinde 'İştah' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /hæv ə swiːt tuθ/
(idiom) tatlıya düşkün olmak, tatlıyı çok sevmek
Örnek:
I really have a sweet tooth, so I can never resist dessert.
Gerçekten tatlıya düşkünüm, bu yüzden tatlıya asla karşı koyamam.
/ðə ˈmʌn.tʃiz/
(plural noun) atıştırma isteği, açlık
Örnek:
After a long hike, I always get the munchies.
Uzun bir yürüyüşten sonra hep atıştırma isteği gelir.
/meɪk ˈsʌm.wʌnz maʊθ ˈwɔː.tər/
(idiom) ağzını sulandırmak, canını çektirmek
Örnek:
The smell of freshly baked bread always makes my mouth water.
Taze pişmiş ekmek kokusu her zaman ağzımı sulandırır.
someone's eyes are bigger than their stomach
/ˈsʌm.wʌnz aɪz ɑːr ˈbɪɡ.ər ðæn ðer ˈstʌm.ək/
(idiom) gözü doymamak, midesinden büyük gözleri olmak
Örnek:
He ordered three main courses, but his eyes were bigger than his stomach.
Üç ana yemek sipariş etti ama gözleri midesinden büyüktü.
/wɛt ˈsʌm.wʌnz ˈæp.ə.taɪt/
(idiom) iştahını açmak, ilgisini çekmek
Örnek:
The preview of the movie really whetted my appetite for the full film.
Filmin ön gösterimi, tam filmi izleme isteğimi gerçekten artırdı.
/ɡɛt stʌk ɪn/
(phrasal verb) işe koyulmak, canla başla çalışmak, girişmek
Örnek:
Let's get stuck in and finish this project by tonight.
Hadi işe koyulalım ve bu projeyi bu gece bitirelim.
/mɛlt ɪn jʊər maʊθ/
(idiom) ağızda erimek, çok lezzetli
Örnek:
The chocolate cake was so rich and moist, it just melted in your mouth.
Çikolatalı kek o kadar zengin ve nemliydi ki, adeta ağızda eriyordu.