Bileşik edatlar İçinde Araç mı, Sebep mi? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Bileşik edatlar' içinde 'Araç mı, Sebep mi?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /baɪ dɪnt ʌv/
(phrase) sayesinde, vasıtasıyla
Örnek:
He succeeded by dint of hard work.
Çok çalışması sayesinde başarılı oldu.
/baɪ miːnz əv/
(phrase) aracılığıyla, vasıtasıyla
Örnek:
He achieved success by means of hard work and dedication.
Sıkı çalışma ve özveri sayesinde başarıya ulaştı.
/baɪ weɪ əv/
(phrase) aracılığıyla, vasıtasıyla, niteliğinde
Örnek:
We went to the party by way of the back entrance.
Partiye arka kapıdan gittik.
/baɪ ˈvɜːr.tʃuː əv/
(phrase) sayesinde, vasıtasıyla, nedeniyle
Örnek:
He succeeded by virtue of his hard work.
Çok çalışması sayesinde başarılı oldu.
/ɪn ðə weɪk ʌv/
(phrase) ardından, sonrasında
Örnek:
Many people lost their homes in the wake of the hurricane.
Birçok kişi kasırga sonrası evlerini kaybetti.
/bɪˈkɔːz ʌv/
(preposition) yüzünden, nedeniyle
Örnek:
The game was canceled because of the rain.
Maç yağmur nedeniyle iptal edildi.
/baɪ ˈriː.zən ʌv/
(phrase) nedeniyle, yüzünden
Örnek:
The game was canceled by reason of heavy rain.
Maç şiddetli yağmur nedeniyle iptal edildi.
/duː tuː/
(preposition) nedeniyle, yüzünden
Örnek:
The flight was delayed due to bad weather.
Uçuş kötü hava koşulları nedeniyle gecikti.
/ɑːn əˈkaʊnt əv/
(phrase) nedeniyle, yüzünden
Örnek:
The game was canceled on account of the rain.
Maç yağmur nedeniyle iptal edildi.
/ˈoʊ.ɪŋ tuː/
(preposition) nedeniyle, yüzünden
Örnek:
The game was canceled owing to bad weather.
Maç kötü hava nedeniyle iptal edildi.
/æt ðə hændz ʌv/
(phrase) elleriyle, tarafından
Örnek:
The old castle was destroyed at the hands of invaders.
Eski kale işgalcilerin elleriyle yok edildi.
/θæŋks tuː/
(phrase) sayesinde, nedeniyle
Örnek:
We finished the project on time thanks to everyone's hard work.
Herkesin sıkı çalışması sayesinde projeyi zamanında bitirdik.
/ɪn ˈɔːrdər fɔːr/
(phrase) için, amacıyla
Örnek:
In order for the plan to succeed, everyone must cooperate.
Planın başarılı olması için herkes işbirliği yapmalı.
/ɪn ˈtʃɑːrdʒ ʌv/
(phrase) sorumlu, yöneten
Örnek:
She is in charge of the marketing department.
Pazarlama departmanından sorumlu.