'Make- Take- Have' ile sabit ifadeler İçinde Fiziksel olmayan eylem (Al) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Make- Take- Have' ile sabit ifadeler' içinde 'Fiziksel olmayan eylem (Al)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /teɪk ə klæs/
(phrase) ders almak, sınıfa katılmak
Örnek:
I decided to take a class on web development to improve my skills.
Becerilerimi geliştirmek için web geliştirme dersi almaya karar verdim.
/teɪk ə breɪk/
(phrase) mola vermek, dinlenmek
Örnek:
Let's take a break and grab some coffee.
Hadi bir mola verelim ve biraz kahve içelim.
/teɪk ˈsʌmwʌn tə kɔːrt/
(phrase) mahkemeye vermek, dava açmak
Örnek:
My neighbor threatened to take me to court over the fence dispute.
Komşum çit anlaşmazlığı yüzünden beni mahkemeye vermekle tehdit etti.
/teɪk tɜːrnz/
(idiom) sırayla yapmak, nöbetleşe yapmak
Örnek:
We take turns driving on long trips.
Uzun yolculuklarda sırayla araba kullanırız.
/teɪk ə ˈɡæn.dər/
(idiom) göz atmak, bakmak
Örnek:
Why don't you take a gander at this new car?
Neden şu yeni arabaya bir göz atmıyorsun?
/teɪk ɪt ɔːr liːv ɪt/
(idiom) ya kabul et ya da reddet, başka seçenek yok
Örnek:
This is my final offer, take it or leave it.
Bu benim son teklifim, ya kabul et ya da reddet.
/teɪk ə ˈtʌm.bəl/
(idiom) düşmek, yuvarlanmak, düşüş yaşamak
Örnek:
The child was running too fast and took a tumble on the pavement.
Çocuk çok hızlı koşuyordu ve kaldırımda düştü.
/teɪk ˈlɪb.ər.tiz wɪθ/
(idiom) çarpıtmak, saygısızlık etmek
Örnek:
He tends to take liberties with the facts when telling a story.
Hikaye anlatırken gerçekleri çarpıtmaya meyillidir.
/teɪk taɪm ɔf/
(phrase) izin almak, ara vermek
Örnek:
I need to take time off next week for a doctor's appointment.
Gelecek hafta doktor randevusu için izin almam gerekiyor.