'Make- Take- Have' ile sabit ifadeler İçinde Yenilik, Finans ve Neden (Yap) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Make- Take- Have' ile sabit ifadeler' içinde 'Yenilik, Finans ve Neden (Yap)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /meɪk ə diːl/
(phrase) anlaşma yapmak, pazarlık yapmak
Örnek:
We need to make a deal before the end of the day.
Günün sonuna kadar bir anlaşma yapmalıyız.
/meɪk ə ˈfɔːr.tʃən/
(phrase) servet kazanmak, zengin olmak
Örnek:
He made a fortune in the stock market.
Borsada servet kazandı.
/meɪk ə ˈlɪv.ɪŋ/
(phrase) geçimini sağlamak, yaşamak
Örnek:
It's hard to make a living as an artist.
Sanatçı olarak geçimini sağlamak zor.
/meɪk ˈmʌn.i/
(phrase) para kazanmak, kazanç sağlamak
Örnek:
He started a small business to make money.
Para kazanmak için küçük bir iş kurdu.
/meɪk ən ˈɔː.fər/
(phrase) teklif yapmak, fiyat önermek, sunmak
Örnek:
I decided to make an offer on the house after seeing it.
Evi gördükten sonra teklif yapmaya karar verdim.
/meɪk ə tʃeɪndʒ/
(idiom) değişiklik yapmak, değiştirmek
Örnek:
I decided to make a change and start exercising regularly.
Bir değişiklik yapmaya ve düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.
/meɪk əˈmendz/
(idiom) telafi etmek, hatayı düzeltmek
Örnek:
He tried to make amends for his rude behavior.
Kaba davranışları için telafi etmeye çalıştı.
/meɪk ruːm/
(phrase) yer açmak, boşluk yaratmak
Örnek:
Can you please make room for these extra chairs?
Bu ek sandalyeler için lütfen yer açabilir misiniz?
/meɪk ən əˈpɪr.əns/
(phrase) boy göstermek, ortaya çıkmak
Örnek:
The celebrity is expected to make an appearance at the charity gala.
Ünlünün yardım galasında boy göstermesi bekleniyor.