'Ver-Tut-Gel' ile Sabit İfadeler İçinde İzleme ve Bakım (Sakla) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Ver-Tut-Gel' ile Sabit İfadeler' içinde 'İzleme ve Bakım (Sakla)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kiːp tæbz ɑːn/
(idiom) takip etmek, göz kulak olmak
Örnek:
It's important to keep tabs on your spending.
Harcamalarınızı takip etmek önemlidir.
/kiːp træk ʌv/
(phrasal verb) takip etmek, kaydını tutmak, haberdar olmak
Örnek:
It's hard to keep track of all the changes in the project.
Projedeki tüm değişiklikleri takip etmek zor.
/kiːp ə ˈdaɪ.ə.ri/
(phrase) günlük tutmak, günlük yazmak
Örnek:
She decided to keep a diary to record her daily adventures.
Günlük maceralarını kaydetmek için günlük tutmaya karar verdi.
/kiːp ə ˈlʊk.aʊt fɔːr/
(idiom) göz kulak olmak, dikkat etmek
Örnek:
Please keep a lookout for the delivery truck.
Lütfen teslimat kamyonuna göz kulak olun.
/kiːp ɪn ʃeɪp/
(phrase) formda kalmak, zinde kalmak
Örnek:
She exercises regularly to keep in shape.
Formda kalmak için düzenli egzersiz yapıyor.
/kiːp peɪs wɪð/
(idiom) ayak uydurmak, hızına yetişmek
Örnek:
It's hard to keep pace with the rapid changes in technology.
Teknolojideki hızlı değişimlere ayak uydurmak zor.
/kiːp əˈfloʊt/
(idiom) ayakta kalmak, geçimini sağlamak
Örnek:
The government provided a loan to help the struggling company keep afloat.
Hükümet, zor durumdaki şirketin ayakta kalmasına yardımcı olmak için kredi sağladı.