'Ver-Tut-Gel' ile Sabit İfadeler İçinde Destekleyici veya Verici Davranış Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Ver-Tut-Gel' ile Sabit İfadeler' içinde 'Destekleyici veya Verici Davranış' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ɡɪv ˌsʌm.wʌn ə ˈbʌz/
(idiom) telefon etmek, aramak
Örnek:
I'll give you a buzz later to confirm the details.
Detayları onaylamak için sana daha sonra bir telefon ederim.
/ɡɪv ˈsʌm.wʌn ə kɔːl/
(phrase) telefon etmek, aramak
Örnek:
I'll give you a call tomorrow to confirm the details.
Detayları onaylamak için yarın seni arayacağım.
/ɡɪv ˌsʌm.wʌn ə ˈhænd/
(idiom) yardım etmek, el uzatmak
Örnek:
Can you give me a hand with these boxes?
Bu kutularla bana yardım edebilir misin?
/ɡɪv ˈsʌm.wʌn ə hʌɡ/
(phrase) sarılmak, kucaklamak
Örnek:
She ran to give him a hug after he returned from his trip.
Seyahatinden döndükten sonra ona sarılmak için koştu.
/ɡɪv ˌsʌm.wʌn ə ˈlɪft/
(idiom) birini bırakmak, birine otostop vermek, moralini yükseltmek
Örnek:
Can you give me a lift to the station?
Beni istasyona bırakabilir misin?
/ɡɪv bɜːrθ/
(verb) doğurmak, doğum yapmak
Örnek:
She is due to give birth next month.
Gelecek ay doğum yapacak.
/ɡɪv ˌsʌm.wʌn ˈkred.ɪt fɔːr/
(idiom) birine hakkını vermek, birinin katkısını takdir etmek
Örnek:
You have to give him credit for trying, even if he didn't succeed.
Başarılı olamasa bile, denediği için ona hakkını vermek zorundasın.
/ɡɪv ˈev.ɪ.dəns/
(verb) delil sunmak, tanıklık etmek
Örnek:
The witness was asked to give evidence in court.
Tanıktan mahkemede delil sunması istendi.
/ɡɪv tʃeɪs/
(idiom) kovalamak, takip etmek
Örnek:
The police officer decided to give chase to the fleeing suspect.
Polis memuru kaçan şüpheliyi kovalamaya karar verdi.