Avatar of Vocabulary Set Varoluş hali (Olmak)

'Be-Place-Put' ve Diğerleri ile Sabit İfadeler İçinde Varoluş hali (Olmak) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Be-Place-Put' ve Diğerleri ile Sabit İfadeler' içinde 'Varoluş hali (Olmak)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

be joined in matrimony

/biː dʒɔɪnd ɪn ˈmætrɪmoʊni/

(idiom) evlenmek, nikahlanmak

Örnek:

After a long courtship, they were finally joined in matrimony.
Uzun bir flört döneminden sonra nihayet evlendiler.

be worlds apart

/biː wɜːrldz əˈpɑːrt/

(idiom) dünyalar kadar farklı olmak, çok farklı olmak

Örnek:

Their opinions on politics are worlds apart.
Siyaset hakkındaki görüşleri dünyalar kadar farklı.

be miles away

/biː maɪlz əˈweɪ/

(idiom) aklı başka yerde olmak, dalıp gitmek

Örnek:

I tried talking to him, but he was miles away.
Onunla konuşmaya çalıştım ama aklı başka yerdeydi.

be under no illusion

/biːt əˈraʊnd ðə bʊʃ/

(idiom) hiçbir yanılgıya kapılmamak, gerçekleri bilmek

Örnek:

You should be under no illusion about the difficulty of this task.
Bu görevin zorluğu hakkında hiçbir yanılgıya kapılmamalısın.

be invested in

/bi ɪnˈvestɪd ɪn/

(phrasal verb) bağlı olmak, ilgilenmek

Örnek:

She is deeply invested in her students' success.
Öğrencilerinin başarısına derinden bağlıdır.

be someone's department

/biː ˈsʌm.wʌnz dɪˈpɑːrt.mənt/

(idiom) birinin sorumluluğunda olmak, birinin uzmanlık alanı olmak

Örnek:

I can't help you with that; it's not my department.
Bu konuda size yardımcı olamam; bu benim departmanım değil.

be implicated in

/bi ˈɪm.plɪ.keɪ.tɪd ɪn/

(phrase) karışmak, dahil olmak

Örnek:

The evidence seemed to be implicated in the fraud.
Kanıtlar dolandırıcılığa karışmış gibi görünüyordu.

be snowed in

/biː snoʊd ɪn/

(phrasal verb) kara saplanmak, kar yüzünden mahsur kalmak

Örnek:

We got snowed in at the cabin for three days.
Üç gün boyunca kulübede kara saplandık.

be cast away

/biː kæst əˈweɪ/

(phrasal verb) karaya oturmak, terk edilmek

Örnek:

The sailors were cast away on a deserted island after their ship sank.
Gemi battıktan sonra denizciler ıssız bir adaya karaya oturdu.

be set against

/biː set əˈɡenst/

(phrasal verb) karşı olmak, muhalif olmak

Örnek:

She was set against the idea of moving to a new city.
Yeni bir şehre taşınma fikrine karşıydı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren