Avatar of Vocabulary Set Felsefe

C2 Seviyesi İçinde Felsefe Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'C2 Seviyesi' içinde 'Felsefe' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

dialectic

/ˌdaɪ.əˈlek.tɪk/

(noun) diyalektik, tartışma sanatı, karşıtlık

Örnek:

Socrates was a master of dialectic.
Sokrates diyalektik ustasıydı.

Weltanschauung

/ˈvɛltanˌʃaʊʊŋ/

(noun) dünya görüşü, hayat felsefesi

Örnek:

His political Weltanschauung was shaped by his experiences during the war.
Siyasi dünya görüşü, savaş sırasındaki deneyimleriyle şekillendi.

nihilism

/ˈnaɪ.ə.lɪ.zəm/

(noun) nihilizm

Örnek:

His philosophy was rooted in nihilism, questioning all established values.
Felsefesi, tüm yerleşik değerleri sorgulayan nihilizme dayanıyordu.

utilitarianism

/juːˌtɪl.əˈter.i.ə.nɪ.zəm/

(noun) faydacılık

Örnek:

The philosopher discussed the principles of utilitarianism in his lecture.
Filozof, dersinde faydacılık ilkelerini tartıştı.

stoicism

/ˈstoʊ.ɪ.sɪ.zəm/

(noun) metanet, soğukkanlılık, Stoacılık

Örnek:

Her stoicism in the face of adversity was admirable.
Zorluklar karşısındaki metaneti takdire şayandı.

solipsism

/ˈsɑː.lɪp.sɪ.zəm/

(noun) solipsizm

Örnek:

Philosophers often debate the implications of solipsism.
Filozoflar genellikle solipsizmin sonuçlarını tartışır.

ontology

/ɑːnˈtɑː.lə.dʒi/

(noun) ontoloji, varlıkbilim, ontoloji (bilgisayar bilimi)

Örnek:

In philosophy, ontology explores fundamental questions about existence.
Felsefede ontoloji, varoluşla ilgili temel soruları araştırır.

monism

/ˈmɑː.nɪ.zəm/

(noun) monizm

Örnek:

Philosophers have debated the implications of monism for centuries.
Filozoflar yüzyıllardır monizmin sonuçlarını tartışmışlardır.

subjectivism

/sʌbˈdʒɛktɪvɪzəm/

(noun) sübjektivizm

Örnek:

Philosophers often debate the implications of subjectivism in epistemology.
Filozoflar genellikle epistemolojide sübjektivizmin etkilerini tartışırlar.

absurdism

/əbˈsɜːrdɪzəm/

(noun) absürdizm

Örnek:

Camus's writings often explore the concept of absurdism.
Camus'nün yazıları genellikle absürdizm kavramını inceler.

teleology

/ˌtiː.liˈɑː.lə.dʒi/

(noun) teleoloji, amaçbilim

Örnek:

Aristotle's philosophy is deeply rooted in teleology, as he believed everything has a purpose or final cause.
Aristoteles'in felsefesi, her şeyin bir amacı veya nihai nedeni olduğuna inandığı için teleolojiye derinden kök salmıştır.

monad

/ˈmɑːn.æd/

(noun) monad, monad (programlama)

Örnek:

Leibniz's philosophy posits the universe as composed of countless monads.
Leibniz'in felsefesi, evreni sayısız monaddan oluşmuş olarak varsayar.

pragmatism

/ˈpræɡ.mə.tɪ.zəm/

(noun) pragmatizm, uygulamacılık

Örnek:

His political decisions were based on pure pragmatism, not ideology.
Siyasi kararları ideolojiye değil, saf pragmatizme dayanıyordu.

transcendence

/trænˈsen.dəns/

(noun) aşkınlık, ötesine geçme

Örnek:

Many spiritual traditions seek to achieve a state of transcendence.
Birçok ruhani gelenek, aşkınlık durumuna ulaşmayı hedefler.

empiricism

/emˈpɪr.ə.sɪ.zəm/

(noun) ampirizm

Örnek:

John Locke was a key figure in the development of empiricism.
John Locke, ampirizmin gelişiminde kilit bir figürdü.

cynicism

/ˈsɪn.ə.sɪ.zəm/

(noun) kuşkuculuk, sinizm

Örnek:

His cynicism about politics made him distrust all politicians.
Siyasete karşı kuşkuculuğu, tüm politikacılara güvenmemesine neden oldu.

Taoism

/ˈdaʊ.ɪ.zəm/

(noun) Taoizm

Örnek:

Many aspects of Chinese culture are influenced by Taoism.
Çin kültürünün birçok yönü Taoizm'den etkilenmiştir.

libertarianism

/ˌlɪb.ɚˈter.i.ə.nɪ.zəm/

(noun) liberteryenizm

Örnek:

Many argue that libertarianism offers the most consistent defense of individual liberty.
Birçok kişi liberteryenliğin bireysel özgürlüğün en tutarlı savunmasını sunduğunu savunuyor.

dualism

/ˈduː.əl.ɪ.zəm/

(noun) ikilik, düalizm, zihin-beden düalizmi

Örnek:

The novel explores the dualism of good and evil.
Roman, iyi ve kötünün ikiliğini inceliyor.

fatalism

/ˈfeɪ.t̬əl.ɪ.zəm/

(noun) kadercilik

Örnek:

His fatalism led him to accept his misfortunes without complaint.
Onun kaderciliği, talihsizliklerini şikayet etmeden kabul etmesine yol açtı.

deconstruction

/ˌdiː.kənˈstrʌkʃ.ən/

(noun) yapısöküm, sökme

Örnek:

The literary critic applied deconstruction to reveal the hidden biases in the novel.
Edebiyat eleştirmeni, romandaki gizli önyargıları ortaya çıkarmak için yapısöküm uyguladı.

hedonism

/ˈhi.dən.ɪ.zəm/

(noun) hazcılık, zevk düşkünlüğü

Örnek:

His life was characterized by a relentless pursuit of hedonism.
Hayatı, hazcılığın amansız bir arayışıyla karakterize edildi.

Cartesian

/kɑːrˈti.ʒən/

(adjective) Kartezyen

Örnek:

Cartesian philosophy emphasizes the distinction between mind and matter.
Kartezyen felsefe, zihin ve madde arasındaki ayrımı vurgular.

Socratic

/səˈkræt̬.ɪk/

(adjective) Sokratik

Örnek:

The professor led a Socratic dialogue in class.
Profesör derste Sokratik bir diyalog yönetti.

transcendental

/ˌtræn.senˈden.t̬əl/

(adjective) aşkın, ruhsal

Örnek:

The philosopher discussed the concept of transcendental meditation.
Filozof, aşkın meditasyon kavramını tartıştı.

tenet

/ˈten.ɪt/

(noun) ilke, dogma, inanç

Örnek:

One of the core tenets of the religion is compassion.
Dinin temel ilkelerinden biri şefkattir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren