Avatar of Vocabulary Set Kitap Dağıtımı

Edebiyat İçinde Kitap Dağıtımı Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Edebiyat' içinde 'Kitap Dağıtımı' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

International Standard Book Number

/ˌɪntərˈnæʃnəl ˈstændərd bʊk ˈnʌmbər/

(noun) Uluslararası Standart Kitap Numarası, ISBN

Örnek:

Every published book has an International Standard Book Number.
Her yayımlanmış kitabın bir Uluslararası Standart Kitap Numarası vardır.

UPC

/ˌjuː.piːˈsiː/

(abbreviation) UPC, Evrensel Ürün Kodu

Örnek:

Every product in the supermarket has a UPC code.
Süpermarketteki her ürünün bir UPC kodu vardır.

archive

/ˈɑːr.kaɪv/

(noun) arşiv, arşiv binası;

(verb) arşivlemek

Örnek:

The university maintains a vast archive of historical manuscripts.
Üniversite, tarihi el yazmalarının geniş bir arşivini tutmaktadır.

book tour

/ˈbʊk tʊr/

(noun) kitap turu, imza günü turu

Örnek:

The author embarked on a grueling book tour across the country.
Yazar, ülke çapında yorucu bir kitap turuna çıktı.

bookstore

/ˈbʊk.stɔːr/

(noun) kitapçı, kitabevi

Örnek:

I spent hours browsing in the local bookstore.
Yerel kitapçıda saatlerce dolaştım.

copy editing

/ˈkɑː.pi ˌed.ɪt.ɪŋ/

(noun) redaksiyon, metin düzenleme

Örnek:

The book went through extensive copy editing before publication.
Kitap, yayınlanmadan önce kapsamlı bir redaksiyon sürecinden geçti.

distribution channel

/dɪˈstrɪb.juː.ʃən ˈtʃæn.əl/

(noun) dağıtım kanalı

Örnek:

Choosing the right distribution channel is crucial for market reach.
Doğru dağıtım kanalını seçmek pazar erişimi için çok önemlidir.

point of sale

/ˌpɔɪnt əv ˈseɪl/

(noun) satış noktası, POS

Örnek:

The new software integrates with our existing point of sale system.
Yeni yazılım, mevcut satış noktası sistemimizle entegre oluyor.

printing

/ˈprɪn.t̬ɪŋ/

(noun) baskı, matbaacılık, yazı

Örnek:

The company specializes in high-quality book printing.
Şirket, yüksek kaliteli kitap baskısı konusunda uzmanlaşmıştır.

print on demand

/prɪnt ɑːn dɪˈmænd/

(noun) isteğe bağlı baskı, print on demand

Örnek:

Many independent authors use print on demand services to publish their books.
Birçok bağımsız yazar, kitaplarını yayınlamak için isteğe bağlı baskı hizmetlerini kullanır.

proofreading

/ˈpruːfˌriː.dɪŋ/

(noun) redaksiyon, düzeltme okuması;

(verb) redakte etmek, düzeltme okuması yapmak

Örnek:

She spent hours proofreading her thesis before submission.
Tezini teslim etmeden önce saatlerce redaksiyon yaptı.

publicity

/pʌbˈlɪs.ə.t̬i/

(noun) tanıtım, reklam, kamuoyu

Örnek:

The scandal generated a lot of negative publicity for the company.
Skandal, şirket için çok fazla olumsuz tanıtım yarattı.

return

/rɪˈtɝːn/

(verb) dönmek, iade etmek, geri aramak;

(noun) dönüş, iade, getiri

Örnek:

He decided to return to his hometown after many years.
Uzun yıllar sonra memleketine dönmeye karar verdi.

royalty

/ˈrɔɪ.əl.t̬i/

(noun) kraliyet ailesi, soylular, telif hakkı

Örnek:

The queen and other royalty attended the state dinner.
Kraliçe ve diğer kraliyet mensupları devlet yemeğine katıldı.

self-publishing

/ˌselfˈpʌb.lɪʃ.ɪŋ/

(noun) kendi kendine yayıncılık, öz yayıncılık

Örnek:

Many authors are choosing self-publishing to retain more control over their work.
Birçok yazar, eserleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için kendi kendine yayıncılığı tercih ediyor.

shelf space

/ˈʃelf speɪs/

(noun) raf alanı, raf yeri

Örnek:

The new product needs more shelf space to be visible.
Yeni ürünün görünür olması için daha fazla raf alanına ihtiyacı var.

typesetting

/ˈtaɪpˌset.ɪŋ/

(noun) dizgi, tipoğrafi

Örnek:

Modern typesetting is often done using computer software.
Modern dizgi genellikle bilgisayar yazılımı kullanılarak yapılır.

vanity press

/ˈvæn.ɪ.ti ˌpres/

(noun) yazarın masrafıyla yayın yapan yayınevi, vanity press

Örnek:

Many aspiring authors fall prey to vanity presses, hoping to see their work in print.
Birçok hevesli yazar, eserlerini basılı görmek umuduyla yazarın masrafıyla yayın yapan yayınevlerinin tuzağına düşer.

bestseller

/ˌbestˈsel.ɚ/

(noun) çok satan, bestseller

Örnek:

Her latest novel quickly became a bestseller.
Son romanı hızla çok satan oldu.

library

/ˈlaɪ.brer.i/

(noun) kütüphane, kitap koleksiyonu, arşiv

Örnek:

I'm going to the library to borrow some books.
Kitap ödünç almak için kütüphaneye gidiyorum.

public library

/ˌpʌb.lɪk ˈlaɪ.brer.i/

(noun) halk kütüphanesi

Örnek:

I borrowed this book from the public library.
Bu kitabı halk kütüphanesinden ödünç aldım.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren