Avatar of Vocabulary Set İçecek Malzemeleri

Ev ve Bahçe İçinde İçecek Malzemeleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ev ve Bahçe' içinde 'İçecek Malzemeleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

beaker

/ˈbiː.kɚ/

(noun) beher

Örnek:

The chemist poured the solution into a glass beaker.
Kimyager çözeltiyi cam bir behere döktü.

bottle

/ˈbɑː.t̬əl/

(noun) şişe;

(verb) şişelemek, vazgeçmek, cesaretini kaybetmek

Örnek:

Please pass me the water bottle.
Lütfen su şişesini uzat.

carafe

/kəˈræf/

(noun) sürahi, karaf

Örnek:

The waiter brought a carafe of water to the table.
Garson masaya bir sürahi su getirdi.

coaster

/ˈkoʊ.stɚ/

(noun) bardak altlığı, kızak, tobogan

Örnek:

Please use a coaster to protect the table.
Masayı korumak için lütfen bir bardak altlığı kullanın.

coupe

/kuːp/

(noun) coupe, kupe, meyveli dondurma

Örnek:

He drove a sleek, black sports coupe.
Şık, siyah bir spor coupe sürüyordu.

cup

/kʌp/

(noun) fincan, bardak, bir fincan dolusu;

(verb) avuçlamak, fincan şekli vermek

Örnek:

She poured hot tea into her favorite cup.
En sevdiği fincana sıcak çay döktü.

demitasse

/ˈdem.iˌtɑːs/

(noun) demitasse, espresso fincanı

Örnek:

She served the espresso in a delicate porcelain demitasse.
Espressoyu narin bir porselen demitasse'de servis etti.

flute

/fluːt/

(noun) flüt, şampanya kadehi, flüt kadeh;

(verb) flüt çalmak, flüt gibi ses çıkarmak

Örnek:

She played a beautiful melody on her wooden flute.
Ahşap flütüyle güzel bir melodi çaldı.

glass

/ɡlæs/

(noun) cam, bardak, kadeh;

(verb) şişelemek, camlamak

Örnek:

The window is made of glass.
Pencere camdan yapılmış.

glassware

/ˈɡlæs.wer/

(noun) cam eşyalar, cam ürünler

Örnek:

Please handle the glassware with care.
Lütfen cam eşyaları dikkatli kullanın.

goblet

/ˈɡɑː.blət/

(noun) kadeh, kupa

Örnek:

He raised his crystal goblet in a toast.
Kristal kadehini kaldırarak kadeh kaldırdı.

highball glass

/ˈhaɪbɔːl ˌɡlæs/

(noun) highball bardağı, uzun bardak

Örnek:

He poured the gin and tonic into a highball glass.
Cin toniği highball bardağına döktü.

mug

/mʌɡ/

(noun) kupa, bardak, yüz;

(verb) soymak, saldırmak, surat asmak

Örnek:

She poured hot coffee into her favorite ceramic mug.
En sevdiği seramik kupasına sıcak kahve doldurdu.

pitcher

/ˈpɪtʃ.ɚ/

(noun) sürahi, ibrik, atıcı

Örnek:

She filled the pitcher with iced tea.
Sürahiyi buzlu çayla doldurdu.

schooner

/ˈskuː.nɚ/

(noun) skuner, büyük bira bardağı

Örnek:

The old fisherman sailed his schooner across the bay.
Yaşlı balıkçı skuneriyle körfezi geçti.

snifter

/ˈsnɪf.tɚ/

(noun) snifter, konyak bardağı;

(verb) koklamak, içine çekmek

Örnek:

He poured a generous measure of cognac into a large snifter.
Büyük bir snifter bardağına cömertçe konyak doldurdu.

stein

/staɪn/

(noun) bira bardağı, kupa

Örnek:

He raised his beer stein in a toast.
Kadeh kaldırmak için bira bardağını kaldırdı.

stemware

/ˈstem.wer/

(noun) kadeh takımı, ayaklı bardaklar

Örnek:

She carefully arranged the delicate stemware on the table for the dinner party.
Akşam yemeği partisi için narin kadehleri masaya dikkatlice yerleştirdi.

tankard

/ˈtæŋ.kɚd/

(noun) kupa, bira kupası

Örnek:

He raised his heavy tankard in a toast.
Ağır kupasıyla kadeh kaldırdı.

teacup

/ˈtiː.kʌp/

(noun) çay fincanı

Örnek:

She poured the hot tea into a delicate teacup.
Sıcak çayı narin bir çay fincanına döktü.

tumbler

/-blɚ/

(noun) bardak, tumbler, akrobat

Örnek:

She poured water into a tall tumbler.
Uzun bir bardağa su döktü.

wineglass

/ˈwaɪn.ɡlæs/

(noun) şarap kadehi

Örnek:

She raised her wineglass for a toast.
Kadeh kaldırmak için şarap kadehini kaldırdı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren