Mimarlık ve İnşaat İçinde Pencereler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Mimarlık ve İnşaat' içinde 'Pencereler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈbeɪ wɪn.doʊ/
(noun) cumbalı pencere, cumba
Örnek:
The living room had a beautiful bay window overlooking the garden.
Oturma odasında bahçeye bakan güzel bir cumbalı pencere vardı.
/ˈboʊ wɪn.doʊ/
(noun) kavisli pencere, yay pencere
Örnek:
The living room had a beautiful bow window overlooking the garden.
Oturma odasında bahçeye bakan güzel bir kavisli pencere vardı.
/ˈfæn.laɪt/
(noun) pervaz penceresi, yarım daire pencere
Örnek:
The old house had a beautiful wooden door with a decorative fanlight above it.
Eski evin üzerinde dekoratif bir pervaz penceresi olan güzel bir ahşap kapısı vardı.
/ˈroʊz ˌwɪn.doʊ/
(noun) gül pencere, rozet pencere
Örnek:
The magnificent rose window of Notre Dame Cathedral is a masterpiece of medieval art.
Notre Dame Katedrali'nin muhteşem gül penceresi, ortaçağ sanatının bir başyapıtıdır.
/ˈsæʃ ˌwɪn.doʊ/
(noun) sürgülü pencere, giyotin pencere
Örnek:
The old house had beautiful wooden sash windows.
Eski evde güzel ahşap sürgülü pencereler vardı.
/ˈskaɪ.laɪt/
(noun) çatı penceresi, ışıklık
Örnek:
The artist's studio had a large skylight, providing ample natural light.
Sanatçının stüdyosunda bol doğal ışık sağlayan büyük bir çatı penceresi vardı.
/ˈtræn.səm ˌwɪn.doʊ/
(noun) vasistas penceresi, kapı üstü penceresi
Örnek:
The old house had a beautiful stained-glass transom window above the front door.
Eski evin ön kapısının üzerinde güzel bir vitraylı vasistas penceresi vardı.
/ˈwɪn.doʊ.sɪl/
(noun) pencere pervazı
Örnek:
She placed a potted plant on the windowsill.
Saksı bitkisini pencere pervazına koydu.
/ˈkeɪ.smənt/
(noun) kanatlı pencere, pencere kanadı
Örnek:
She pushed open the wooden casement to let in the fresh air.
Temiz havayı içeri almak için ahşap kanatlı pencereyi iterek açtı.
/hætʃ/
(verb) yumurtadan çıkmak, kuluçkaya yatırmak, planlamak;
(noun) kapak, ambar kapağı
Örnek:
The chicks will hatch in a few days.
Civcivler birkaç gün içinde yumurtadan çıkacak.
/ˈwɪn.doʊ.peɪn/
(noun) pencere camı, cam bölme
Örnek:
The rain streaked down the windowpane.
Yağmur pencere camından aşağı aktı.
/ˈluː.vɚ/
(noun) panjur, menfez, havalandırma ızgarası;
(verb) panjur takmak, menfez takmak
Örnek:
The wooden louvers on the windows provided privacy and ventilation.
Pencerelerdeki ahşap panjurlar mahremiyet ve havalandırma sağladı.