Avatar of Vocabulary Set Arılar ve Karıncalar

Hayvanlar İçinde Arılar ve Karıncalar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Hayvanlar' içinde 'Arılar ve Karıncalar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bee

/biː/

(noun) arı

Örnek:

A bee buzzed past my ear.
Kulağımın yanından bir arı vızıldayarak geçti.

honeybee

/ˈhʌn.i.biː/

(noun) bal arısı

Örnek:

The honeybee buzzed around the flowers, collecting nectar.
Bal arısı çiçeklerin etrafında vızıldayarak nektar topluyordu.

bumblebee

/ˈbʌm.bəl.biː/

(noun) bombus arısı, yaban arısı

Örnek:

A fuzzy bumblebee buzzed around the flowers.
Tüylü bir bombus arısı çiçeklerin etrafında vızıldadı.

mason bee

/ˈmeɪ.sən biː/

(noun) duvarcı arısı

Örnek:

We installed a mason bee house in our garden to help with pollination.
Bahçemize tozlaşmaya yardımcı olmak için bir duvarcı arısı evi kurduk.

mining bee

/ˈmaɪnɪŋ biː/

(noun) kazıcı arı

Örnek:

We observed a mining bee digging its nest in the garden.
Bahçede yuvasını kazan bir kazıcı arı gözlemledik.

carpenter bee

/ˈkɑːr.pɪn.t̬ɚ ˌbiː/

(noun) marangoz arısı, ağaç arısı

Örnek:

We found a carpenter bee drilling into our wooden deck.
Ahşap güvertemize delik açan bir marangoz arısı bulduk.

alkali bee

/ˈæl.kə.laɪ biː/

(noun) alkali arısı

Örnek:

The alkali bee is crucial for pollinating alfalfa crops in the western United States.
Alkali arısı, Amerika Birleşik Devletleri'nin batısındaki yonca mahsullerinin tozlaşması için çok önemlidir.

Africanized bee

/ˌæf.rɪ.kə.naɪzd ˈbiː/

(noun) Afrikalılaştırılmış arı, katil arı

Örnek:

The beekeeper warned us about the aggressive nature of the Africanized bee.
Arıcı bizi Afrikalılaştırılmış arının agresif doğası hakkında uyardı.

Africanized honey bee

/ˌæf.rɪ.kə.naɪzd ˈhʌn.i biː/

(noun) Afrikalı bal arısı, katil arı

Örnek:

The beekeeper had to take special precautions when dealing with the Africanized honey bee.
Arıcı, Afrikalı bal arısı ile uğraşırken özel önlemler almak zorunda kaldı.

killer bee

/ˈkɪl.ər ˌbiː/

(noun) katil arı, Afrikalı bal arısı

Örnek:

The documentary warned about the spread of killer bees.
Belgesel, katil arıların yayılması konusunda uyardı.

carniolan bee

/kɑːrˈniːoʊlən biː/

(noun) Karniyol arısı

Örnek:

The beekeeper preferred the Carniolan bee for its calm temperament.
Arıcı, sakin mizacı nedeniyle Karniyol arısını tercih etti.

black bee

/blæk biː/

(noun) kara arı

Örnek:

We saw a huge black bee buzzing around the wooden porch.
Ahşap verandada vızıldayan kocaman bir kara arı gördük.

German bee

/ˈdʒɜːrmən biː/

(noun) Karniyol arısı

Örnek:

The beekeeper preferred the Carniolan bee for its calm temperament.
Arıcı, sakin mizacı nedeniyle Karniyol arısını tercih etti.

leaf-cutter bee

/ˈliːfˌkʌt̬.ɚ biː/

(noun) yaprak kesen arı

Örnek:

The gardener noticed the precise, circular cuts on his rose leaves, a sure sign of a leaf-cutter bee at work.
Bahçıvan, gül yapraklarındaki düzgün, dairesel kesikleri fark etti, bu da bir yaprak kesen arının iş başında olduğunun kesin bir işaretiydi.

Italian bee

/ɪˌtæl.jən ˈbiː/

(noun) İtalyan arısı

Örnek:

The beekeeper preferred the Italian bee for its calm temperament.
Arıcı, sakin mizacı nedeniyle İtalyan arısını tercih etti.

humblebee

/ˈhʌmblbiː/

(noun) bombus arısı

Örnek:

The children watched the humblebee buzzing among the flowers.
Çocuklar çiçekler arasında vızıldayan bombus arısını izledi.

potter bee

/ˈpɑːtər biː/

(noun) çömlekçi arısı

Örnek:

The potter bee carefully constructed its mud nest on the side of the house.
Çömlekçi arısı, evin kenarına çamur yuvasını dikkatlice inşa etti.

worker bee

/ˈwɜːr.kər biː/

(noun) işçi arı, çalışkan kişi

Örnek:

The worker bee diligently collected nectar from the flowers.
İşçi arı çiçeklerden özenle nektar topladı.

ant

/ænt/

(noun) karınca

Örnek:

An ant crawled across the picnic blanket.
Bir karınca piknik örtüsünün üzerinden geçti.

fire ant

/ˈfaɪər ænt/

(noun) ateş karıncası

Örnek:

Be careful where you step; there might be a fire ant nest nearby.
Nereye bastığına dikkat et; yakınlarda bir ateş karıncası yuvası olabilir.

carpenter ant

/ˈkɑːr.pən.t̬ɚ ˌænt/

(noun) marangoz karıncası

Örnek:

We found carpenter ants in the old wooden shed.
Eski ahşap kulübede marangoz karıncaları bulduk.

black garden ant

/blæk ˈɡɑːrdn ænt/

(noun) kara bahçe karıncası

Örnek:

We found a nest of black garden ants under the patio.
Verandanın altında bir kara bahçe karıncası yuvası bulduk.

pharaoh ant

/ˈfeɪ.roʊ ˌænt/

(noun) firavun karıncası

Örnek:

We had to call an exterminator because of a severe pharaoh ant infestation in the kitchen.
Mutfaktaki ciddi firavun karıncası istilası nedeniyle bir ilaçlama uzmanı çağırmak zorunda kaldık.

Argentine ant

/ˌɑːr.dʒənˌtiːn ˈænt/

(noun) Arjantin karıncası

Örnek:

The Argentine ant is a highly invasive species that can displace native ant populations.
Arjantin karıncası, yerli karınca popülasyonlarını yerinden edebilen oldukça istilacı bir türdür.

sugar ant

/ˈʃʊɡ.ər ˌænt/

(noun) şeker karıncası

Örnek:

We found a trail of sugar ants leading to the spilled juice.
Dökülen meyve suyuna giden bir şeker karıncası izi bulduk.

thief ant

/ˈθiːf ˌænt/

(noun) hırsız karınca

Örnek:

We found a trail of thief ants marching into our pantry.
Kilerimize doğru ilerleyen bir hırsız karınca izi bulduk.

harvester ant

/ˈhɑːrvɪstər ænt/

(noun) hasatçı karınca

Örnek:

The harvester ant colony was busy collecting seeds after the rain.
Hasatçı karınca kolonisi yağmurdan sonra tohum toplamakla meşguldü.

black house ant

/blæk haʊs ænt/

(noun) siyah ev karıncası

Örnek:

We found a trail of black house ants leading into the kitchen pantry.
Mutfak kilerine giden bir siyah ev karıncası izi bulduk.

odorous house ant

/ˈoʊdərəs haʊs ænt/

(noun) kokulu ev karıncası

Örnek:

We identified the ants in our kitchen as odorous house ants due to their peculiar smell.
Mutfaktaki karıncaları, tuhaf kokuları nedeniyle kokulu ev karıncaları olarak tanımladık.

pavement ant

/ˈpeɪvmənt ˌænt/

(noun) kaldırım karıncası

Örnek:

We saw a trail of pavement ants carrying crumbs back to their nest.
Yuvalarına kırıntı taşıyan bir kaldırım karıncası izi gördük.

grease ant

/ˈɡriːs ænt/

(noun) yağ karıncası

Örnek:

We found a trail of grease ants leading to the spilled sugar.
Dökülen şekere giden bir yağ karıncası izi bulduk.

ghost ant

/ˈɡoʊst ænt/

(noun) hayalet karınca

Örnek:

We called an exterminator because of the ghost ants in our kitchen.
Mutfağımızdaki hayalet karıncalar yüzünden bir ilaçlama uzmanı çağırdık.

wood ant

/wʊd ænt/

(noun) orman karıncası

Örnek:

We saw a colony of wood ants building their nest in the forest.
Ormanda yuvalarını yapan bir orman karıncası kolonisi gördük.

field ant

/ˈfiːld ˌænt/

(noun) tarla karıncası

Örnek:

We saw a large colony of field ants near the hiking trail.
Yürüyüş parkurunun yakınında büyük bir tarla karıncası kolonisi gördük.

bulldog ant

/ˈbʊl.dɔːɡ ˌænt/

(noun) bulldog karıncası

Örnek:

Be careful when hiking in the Australian bush; you might encounter a bulldog ant.
Avustralya çalılıklarında yürüyüş yaparken dikkatli olun; bir bulldog karıncası ile karşılaşabilirsiniz.

wasp

/wɑːsp/

(noun) eşek arısı, WASP

Örnek:

A wasp stung me on the arm.
Bir eşek arısı kolumu soktu.

queen bee

/ˈkwiːn biː/

(noun) ana arı, kraliçe arı, baskın kadın

Örnek:

The beekeeper carefully located the queen bee in the hive.
Arıcı, kovandaki ana arıyı dikkatlice buldu.

hornet

/ˈhɔːr.nət/

(noun) eşek arısı

Örnek:

A giant hornet flew into the room, causing panic.
Dev bir eşek arısı odaya uçtu ve paniğe neden oldu.

honeypot ant

/ˈhʌnɪpɑːt ˌænt/

(noun) bal küpü karıncası

Örnek:

The desert is home to the fascinating honeypot ant.
Çöl, büyüleyici bal küpü karıncasına ev sahipliği yapar.

Amazon ant

/ˈæm.ə.zɑːn ˌænt/

(noun) Amazon karıncası

Örnek:

The Amazon ant colony relies entirely on enslaved ants for foraging and brood care.
Amazon karıncası kolonisi, yiyecek arama ve yavru bakımı için tamamen köle karıncalara bağımlıdır.

army ant

/ˈɑːr.mi ˌænt/

(noun) ordu karıncası, göçebe karınca

Örnek:

The column of army ants stretched for meters across the forest floor.
Ordu karıncaları kolu orman zemininde metrelerce uzanıyordu.

cicada killer

/sɪˈkeɪdə ˌkɪlər/

(noun) ağustos böceği katili, ağustos böceği yaban arısı

Örnek:

The large wasp flying near the tree was a cicada killer.
Ağacın yakınında uçan büyük yaban arısı bir ağustos böceği katiliydi.

digger wasp

/ˈdɪɡər wɑːsp/

(noun) kazıcı yaban arısı

Örnek:

The digger wasp carefully sealed the entrance to its burrow after laying its eggs.
Kazıcı yaban arısı yumurtalarını bıraktıktan sonra yuvasının girişini dikkatlice kapattı.

driver ant

/ˈdraɪvər ænt/

(noun) sürücü karınca, ordu karıncası

Örnek:

The villagers had to evacuate when a column of driver ants approached.
Bir sürücü karınca kolu yaklaştığında köylüler tahliye etmek zorunda kaldı.

gall wasp

/ˈɡɔːl wɑːsp/

(noun) mazı arısı

Örnek:

The oak tree was covered in galls caused by gall wasps.
Meşe ağacı, mazı arılarının neden olduğu mazılarla kaplıydı.

mud dauber

/ˈmʌd ˌdɑː.bər/

(noun) çamur yaban arısı

Örnek:

A mud dauber built its nest under the eaves of the house.
Bir çamur yaban arısı evin saçaklarının altına yuva yaptı.

slave ant

/ˈsleɪv ˌænt/

(noun) köle karınca

Örnek:

The raiding ants brought back pupae to raise as slave ants.
Akıncı karıncalar, köle karıncalar olarak yetiştirmek üzere pupaları geri getirdi.

white ant

/waɪt ænt/

(noun) termik, beyaz karınca

Örnek:

The old wooden house was infested with white ants.
Eski ahşap ev beyaz karıncalarla doluydu.

velvet ant

/ˈvel.vɪt ˌænt/

(noun) kadife karınca

Örnek:

The hiker spotted a bright red velvet ant crawling on a rock.
Yürüyüşçü, bir kayanın üzerinde sürünen parlak kırmızı bir kadife karınca gördü.

yellow jacket

/ˈjel.oʊ ˌdʒæk.ɪt/

(noun) eşek arısı, sarı ceketli arı

Örnek:

Be careful, there's a yellow jacket nest near the picnic area.
Dikkatli ol, piknik alanının yakınında bir eşek arısı yuvası var.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren