Avatar of Vocabulary Set Kirlilik

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Kirlilik Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Kirlilik' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

incinerator

/ɪnˈsɪn.ə.reɪ.t̬ɚ/

(noun) yakma fırını, çöp yakma tesisi

Örnek:

The hospital installed a new incinerator for medical waste.
Hastane, tıbbi atıklar için yeni bir yakma fırını kurdu.

biohazard

/ˌbaɪ.oʊˈhæz.ɚd/

(noun) biyolojik tehlike, biyolojik risk

Örnek:

The spilled liquid was marked with a biohazard symbol.
Dökülen sıvı biyolojik tehlike sembolü ile işaretlenmişti.

sludge

/slʌdʒ/

(noun) çamur, balçık, tortu

Örnek:

The riverbed was covered in thick, black sludge.
Nehir yatağı kalın, siyah çamurla kaplıydı.

sewage

/ˈsuː.ɪdʒ/

(noun) kanalizasyon, atık su

Örnek:

The city's sewage system needs urgent repairs.
Şehrin kanalizasyon sistemi acil onarımlara ihtiyaç duyuyor.

effluent

/ˈef.lu.ənt/

(noun) atık su, deşarj;

(adjective) akan, çıkan

Örnek:

The factory was fined for discharging untreated effluent into the river.
Fabrika, arıtılmamış atık suyu nehre boşalttığı için para cezasına çarptırıldı.

soot

/sʊt/

(noun) is, kurum;

(verb) isle, kurumla kaplamak

Örnek:

The chimney was covered in thick soot.
Baca kalın is ile kaplıydı.

detritus

/dɪˈtraɪ.t̬əs/

(noun) döküntü, kalıntı, atık

Örnek:

The beach was covered with natural detritus like seaweed and driftwood.
Plaj, deniz yosunu ve sürüklenen odun gibi doğal döküntülerle kaplıydı.

aerosol

/ˈer.ə.sɑːl/

(noun) aerosol, sprey, havada asılı parçacıklar

Örnek:

She used an aerosol can of hairspray.
Bir aerosol saç spreyi kutusu kullandı.

particulate

/pɑːrˈtɪk.jə.lət/

(adjective) partikül, parçacıklı;

(noun) partikül, partikül madde

Örnek:

The air quality report showed high levels of particulate matter.
Hava kalitesi raporu yüksek düzeyde partikül madde gösterdi.

catalytic converter

/ˌkæt̬.əˌlɪt̬.ɪk kənˈvɝː.t̬ɚ/

(noun) katalitik konvertör, katalizör

Örnek:

The mechanic replaced the faulty catalytic converter.
Tamirci arızalı katalitik konvertörü değiştirdi.

fallout

/ˈfɑːl.aʊt/

(noun) radyoaktif serpinti, fallout, sonuç

Örnek:

The nuclear test resulted in widespread fallout.
Nükleer test yaygın radyoaktif serpintiye neden oldu.

hazmat suit

/ˈhæz.mæt ˌsuːt/

(noun) tehlikeli madde giysisi, kimyasal koruyucu giysi

Örnek:

The emergency crew arrived wearing full hazmat suits.
Acil durum ekibi tam tehlikeli madde giysileri içinde geldi.

asbestos

/æsˈbes.tɑːs/

(noun) asbest

Örnek:

The old building was found to contain asbestos.
Eski binada asbest olduğu tespit edildi.

unleaded

/ʌnˈled.ɪd/

(noun) kurşunsuz benzin;

(adjective) kurşunsuz

Örnek:

I need to fill up my car with unleaded.
Arabamı kurşunsuz benzinle doldurmam gerekiyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren