Avatar of Vocabulary Set Sosyal davranış

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Sosyal davranış Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Sosyal davranış' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

extroverted

/ˈek.strə.vɝː.t̬ɪd/

(adjective) dışa dönük

Örnek:

She is very extroverted and loves meeting new people.
O çok dışa dönük biridir ve yeni insanlarla tanışmayı sever.

introverted

/ˈɪn.trə.vɝː.t̬ɪd/

(adjective) içe dönük

Örnek:

She is quite introverted and finds large parties exhausting.
O oldukça içe dönük biri ve büyük partileri yorucu buluyor.

assertive

/əˈsɝː.t̬ɪv/

(adjective) iddialı, kendine güvenen

Örnek:

She is an assertive leader who always speaks her mind.
O, her zaman düşündüğünü söyleyen iddialı bir liderdir.

reserved

/rɪˈzɝːvd/

(adjective) çekingen, içe dönük, ayrılmış

Örnek:

He is a very quiet and reserved person.
Çok sessiz ve çekingen biridir.

passive

/ˈpæs.ɪv/

(adjective) pasif, edilgen

Örnek:

He remained passive during the discussion, offering no opinions.
Tartışma boyunca pasif kaldı, hiçbir fikir sunmadı.

affable

/ˈæf.ə.bəl/

(adjective) güler yüzlü, sokulgan, nazik

Örnek:

He was an affable host who made everyone feel welcome.
Herkesi hoş karşılanmış hissettiren güler yüzlü bir ev sahibiydi.

aloof

/əˈluːf/

(adjective) mesafeli, soğuk, çekingen;

(adverb) uzak, mesafeli, ayrı

Örnek:

She remained aloof from the political debate.
Siyasi tartışmadan uzak durdu.

approachable

/əˈproʊ.tʃə.bəl/

(adjective) yaklaşılabilir, cana yakın, ulaşılabilir

Örnek:

The new manager is very approachable and always willing to listen.
Yeni yönetici çok yaklaşılabilir ve her zaman dinlemeye istekli.

empathetic

/ˌem.pəˈθet̬.ɪk/

(adjective) empatik, duygudaş

Örnek:

She is a very empathetic listener, always understanding what others are going through.
Çok empatik bir dinleyicidir, başkalarının neler yaşadığını her zaman anlar.

amiable

/ˈeɪ.mi.ə.bəl/

(adjective) cana yakın, dost canlısı, sevimli

Örnek:

She was an amiable host, making everyone feel welcome.
Herkesi hoş karşılayan cana yakın bir ev sahibiydi.

egotistic

/ˌiː.ɡoʊˈtɪs.tɪk/

(adjective) egoist, bencil, kendini beğenmiş

Örnek:

He is so egotistic that he never asks about anyone else's life.
O kadar egoist ki asla başkasının hayatı hakkında soru sormaz.

overbearing

/ˌoʊ.vɚˈber.ɪŋ/

(adjective) baskıcı, tahakküm edici

Örnek:

She found it difficult to work with such an overbearing manager.
Bu kadar baskıcı bir müdürle çalışmayı zor buldu.

unapproachable

/ˌʌn.əˈproʊ.tʃə.bəl/

(adjective) soğuk, mesafeli, ulaşılamaz

Örnek:

The manager seemed unapproachable and rarely smiled at the staff.
Müdür soğuk görünüyordu ve personele nadiren gülümsüyordu.

disinterested

/dɪˈsɪn.trɪ.stɪd/

(adjective) tarafsız, yansız, ilgisiz

Örnek:

A disinterested observer can provide a more objective opinion.
Tarafsız bir gözlemci daha nesnel bir görüş sunabilir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren