Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Olumlu duygular Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Olumlu duygular' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /səˈren.ə.t̬i/
(noun) huzur, sükunet, dinginlik
Örnek:
The lake at dawn offered a scene of perfect serenity.
Şafakta göl, mükemmel bir huzur manzarası sunuyordu.
/ˌsæt̬.ɪsˈfæk.ʃən/
(noun) memnuniyet, tatmin, karşılama
Örnek:
Customer satisfaction is our top priority.
Müşteri memnuniyeti en büyük önceliğimizdir.
/əˈmjuːz.mənt/
(noun) eğlence, keyif, neşe
Örnek:
Her story caused great amusement among the listeners.
Hikayesi dinleyiciler arasında büyük eğlenceye neden oldu.
/ˈɡlæd.nəs/
(noun) sevinç, memnuniyet
Örnek:
Her heart was filled with gladness when she saw her family.
Ailesini gördüğünde kalbi sevinçle doldu.
/ˈwʌn.dɚ.mənt/
(noun) hayret, şaşkınlık
Örnek:
The children gazed at the fireworks in wonderment.
Çocuklar havai fişeklere hayretle baktılar.
/əˈmeɪz.mənt/
(noun) hayret, şaşkınlık
Örnek:
She stared at the magic trick in amazement.
Sihir numarasına hayretle baktı.
/ænˌtɪs.əˈpeɪ.ʃən/
(noun) beklenti, önsezi, tahmin
Örnek:
There was a great sense of anticipation in the air before the concert.
Konserden önce havada büyük bir beklenti vardı.
/ˈɡreɪt.fəl.nəs/
(noun) minnettarlık, şükran
Örnek:
She expressed her gratefulness for all the help she received.
Aldığı tüm yardımlar için minnettarlığını dile getirdi.
/əˈfek.ʃən/
(noun) sevgi, şefkat, düşkünlük
Örnek:
She showed great affection for her grandchildren.
Torunlarına büyük bir sevgi gösterdi.
/ˈhɑːr.mə.ni/
(noun) armoni, uyum, ahenk
Örnek:
The choir sang in perfect harmony.
Koro mükemmel bir uyum içinde şarkı söyledi.
/ˌfæs.ənˈeɪ.ʃən/
(noun) hayranlık, büyülenme, çekicilik
Örnek:
She had a lifelong fascination with ancient Egypt.
Antik Mısır'a karşı ömür boyu süren bir hayranlığı vardı.
/ˈkɑːm.nəs/
(noun) sakinlik, dinginlik, huzur
Örnek:
She found a sense of calmness in nature.
Doğada bir sakinlik hissi buldu.
/træŋˈkwɪl.ə.t̬i/
(noun) huzur, sakinlik, dinginlik
Örnek:
She found tranquility in the quiet garden.
Sakin bahçede huzur buldu.
/ˈpæʃ.ən/
(noun) tutku, ihtiras, heves
Örnek:
He spoke with great passion about his beliefs.
İnançları hakkında büyük bir tutkuyla konuştu.
/əˈʃʊr.əns/
(noun) güvence, teminat, söz
Örnek:
He gave me his assurance that the work would be completed on time.
İşin zamanında biteceğine dair bana güvence verdi.
/rɪˈliːf/
(noun) rahatlama, ferahlık, çare
Örnek:
It was a great relief to know that everyone was safe.
Herkesin güvende olduğunu bilmek büyük bir rahatlama oldu.
/nɑːˈstæl.dʒə/
(noun) nostalji, geçmişe özlem
Örnek:
Listening to that old song filled him with nostalgia for his college days.
O eski şarkıyı dinlemek onu üniversite günlerine karşı nostalji ile doldurdu.
/kənˈtent.mənt/
(noun) memnuniyet, hoşnutluk
Örnek:
She found true contentment in her simple life.
Basit hayatında gerçek memnuniyet buldu.